Uçak, dünyanın en güvenilir taşımacılığı olarak bilinse de zaman zaman meydana gelen kazalar ile uçak yolculukları da tartışılır ve acaba sorusunu akla getirmektedir. Ancak bilinen bir gerçek ise kara veya tren yolu ile karşılaştırıldığında kaza riskinin daha az olduğunu söylemek gerekir. Uçak kazaları az rastlansa da son yıllarda dünya genelinde hemen hemen ayda bir bir uçağın düştüğüne şahit olmaktayız. Tüm bu süreçlere bakıldığında uçak kazalarında ana etkenler şunlar olarak öne çıkmaktadır.

  • Hava muhalefeti
  • İniş ve kalkışta yaşanan aksaklıklar
  • Pistin sorunlu oluşu
  • Görüş mesafesi sıkıntılarına rağmen iniş yapmak
  • Teknik arızalar

Aslında uçak kazalarında teknik arızalar dışında eğer hava ile ilgili de sorun yok ise çok fazla kaza yaşanma riski olmadığını net olarak ortaya koyabiliriz. Tüm bunlara rağmen yaşanan kazalar sonrası yolcuların belli başlı hakları vardır. Gelelim uçak yolculuğu esnasında hangi haklara sahip olduğumuza.

Yolcular Uçak Seyahatlerinde Sigortalanır

Uçak bileti aldığınızda sizi taşımakla görevli seyahat firmasının ismi önemsiz olarak biletle birlikte sigorta kapsamında yer alırsınız. Uçak seyahatlerinde yapılan sigorta açıklamasına gelince;

  • Yaralanma Halinde Ödenecek Maddi Tazminat
  • Ölüm Halinde Aile ve Yakınlarına Destekten Yoksunluk Tazminatı
  • Tedavi Gider ve Masraflar
  • Bagaj ve Yük taşımacılık tazminatları

Bu tazminatlara yolcular hak kazanırken peki bu tazminatlar nasıl alınmaktadır. Dilerseniz sırası ile bu tazminatları sizlere açıklayalım.

Uçak Kazası Sonrası Yaralanma Halinde Tedavi Giderlerinin Karşılanması

Uçak kazası yaşandıktan sonra eğer kişi yaralı ise hemen bir hastane de tedavi altına alınır. Burada kaldığı sürece tedavi masrafları ilgili uçak firmasının sigortasından karşılanır. Bu tedavi giderleri poliçe limiti ile uçak kazalarında garanti altına alınmış ve yolcu mağduriyeti olmadan tedavi süreci bu şekilde tamamlanır.

Uçak Kazalarında Bagaj Sorunları Tazminatları

Uçak kazalarında bagajın kaybolması bulunamaması veya çalınması vs. gibi durumlarda ise bu kez poliçe limitinde yolcu ve bagaj başına belirlenen bedel yolcuya ödenir.

Uçak Kazasında Yaralanan Kişi Nasıl Tazminat Alır?

En önemli konulardan bir tanesi de aslında uçak kazası sonrası bir uzvunu kaybeden veya vücudunda hasar oluşan kişilerin nasıl tazminata kavuşacakları durumudur. Uçak kazalarında da aslında kaza mali mesuliyet sigortası ile bu durum yolcular için garanti altına alınmıştır. Ancak bu tazminatın kişiye ulaşma süreci prosedürleri aşma durumu çokta kolay olmamaktadır. Bu bakımdan burada tazminata hak kazanmak ve tazminat sürecine dahil olabilmek için yapılması gereken birçok işlem vardır. İlk olarak kişinin tedavi süreci tamamlanmalıdır. Daha sonrasında ise tedavi sonrası kalıcı bedeni hasarını tespit ettirmek için Devlet veya Üniversite Hastanelerinden kalıcı bedeni hasarı gösterir “Erişkinler için Terör ve Kaza Sonrası” oluşturulmuş sağlık kurulu raporu alınmalıdır. Bu rapor ile ilgili sigorta firması ile temasa geçerek tazminat süreçleri yönetilecektir. Ancak bu süreçler trafik kazalarında da olduğu gibi çok kolay hemen evrakı ver ödemeyi al şeklinde olmadığından sigortaların sürekli yeni istek ve talepleri bitmediğinden sıkıntılı bir durumdur. Bu bakımdan avukat ile takip edilmesi ve kısa zamanda hak edilen tazminata kavuşulması açısından önemlidir.

Uçak Kazalarında Ölen Varsa Destekten Yoksunluk Tazminatını Kimler Alır?

Uçak yolculuğu esnasında olabilecek bir başka durum ise ölüm gerçekleşmesidir. Bu durumda ilgili sigorta firmasının uçak kazası sonrası ölümde belirlediği kişi başına teminat limiti aileye ödenmelidir. Burada da yine prosedürler devreye girer. Öncelikle savcılık süreci, yani otopsi ve sonucu savcılık dosyasının tamamlanması, ölüm kağıdı, hastane kayıtlarının istenmesi vs. gibi birçok evrak toplanır sigorta firmasına başvurulur. Uçak kazasında ölen kişinin kazancı yaşı ve geride kalanların destekten yoksunluk oranları belirlenerek alınacak tazminat miktarı belirlenir ve aileye dağıtılır. Peki tazminatı kimler alır sorusu akla geldiğinden bir örnekle açıklamaya çalışalım.

24 yaşında evli bir çocuklu beyefendinin uçak kazası sonrası vefat ettiğini varsayalım. Bu durumda ölüm tazminatı dediğimiz tazminata şu kişilerin hakkı olur.

  • Eşi
  • Çocuğu
  • Ölen kişinin annesi
  • Ölen kişinin babası
  • Varsa yaşamında destek olduğu 3. Kişiler.

Bunun dışında hiç kimse tazminat noktasında hak iddia edemez. Bu örnekten de anlaşılacağı üzere tazminat almak için birinci derece yakınlık ve bağ ilişkisi ana etkendir. Hem destekten yoksunluk hem de yaralanmalı uçak kazalarında tazminatı maddi anlamda ilgili sigorta firması karşılar. Gelelim kişiler ne kadar tazminat alır bilgisine.

Uçak Kazalarında Tazminat Hesaplamaları

Uçak kazalarında tazminatlar dünyaca belirlenen standartlara uygun olarak belirlenmiştir. İlk olarak tazminatlar “SDR” cinsinden hesaplanır. 1 SDR 8,19 Türk Lirasına eş değerdir. Kaza sonrası uçak kazalarında ödenmesi gereken SDR cinsinden tutar 250.000 SDR’dir. Bu paranın da yaklaşık olarak karşılığı 2 Milyon Türk Lirasıdır. Ancak Türkiye’de uygulanan beden bu paranın yarısı kadardır. Yani uçak kazası sonrası insanlar yaklaşık olarak 920 bin TL ile 1 milyon 100 bin TL arasında bir rakam tazminat bedeli olarak ödenmektedir. Tabi ki bu ödemelerde yine belli şartlar oluştuğunda yapılmaktadır.

Sigorta Dışında İlgili Taşımacılık Firmasına Açılacak Tazminat

Kaza sonrası uçak firmaları birçok tazminat kalemi ile karşı karşıya kalırken özellikle ölüm ve yaralanma gibi tazminatları yaptıkları sigorta poliçeleri ile sigortalara ödettirmektedir. Ancak kaza sonrası kişilerin veya yakınlarının manevi yoksunluğu göz önüne alınarak ortaya çıkan diğer tazminat türü ise manevi tazminattır. Burada taşımacılık şirketi tamamen sorumlu olarak kişilerin yoksun kalınan manevi tazminatlarını ödemek durumundadır. Bunun için açılacak davalar da bir avukat vasıtası ile takip edilmek durumundadır. Aksi durumda hak kayıpları yaşanma ihtimali çok yüksektir.

Uçak Kazalarında Tazminat Sorunları ve Zaman Aşımı

Uçak kazalarında tazminatı direkt olarak ilgili taşımacılık firması ödemediğinden sigorta firmasının talepleri nezdinde ödemeler yapılmaktadır. Bu bakımdan birçok sorun ve tazminatı alma noktasında özellikle zaman kaybı yaşanmaktadır. Türkiye’de kaza sonrası sigorta firmaları kişilerin hak aramasını beklediğinden eğer sizler zamanında tazminat talebinde bulunmaz iseniz hak kaybı zaman aşımından ötürü yaşayabilirsiniz. Zaman aşım süreleri maddi tazminat için ve manevi tazminat için kaza tarihi ile orantılı olarak farklı zamanları kapsar. Uçak kazalarında da trafik kazası prosedürü işletilir.

Uçak Kazası Sonrası Kaç Günde Tazminat Alınır

Özellikle uçak kazası sonrası tazminat alımı ve zamanlaması çok sık konuşulan konulardandır. Burada bakıldığında uçak kazası sonrası otopsi raporu çıktıktan 40 gün sonra ölümlü kazalar için tazminat süreci tamamlanır. Yaralanmalı kazalarda darbe aldığı ya da kalıcı bedeni hasara uğradığı organa göre 6 ay iyileşme süresinin ardından 45 gün içinde kişi tazminata kavuşur. Bu bilgiler avukat üzerinden işlemler takip edildiğinde geçerli olan süreçlerdir.

Uçak Kazası Sonrası Taşımacılık Firması Fazla Ödeme Yapar Mı?

Yakın dönemde İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanında yaşanan bir kaza sonrası Uçak şirketinin CEO’sunun TV’lere açıklama yaparken ağladığını gördüğümüzü düşünürseniz ilgili taşımacılık firmaları yaşanan kazalar sonrası poliçe limitleri dışında mağdur ve mağdur yakınlarına bir nebze özür amaçlı fazladan ödeme yapabilir. Dünya da çeşitli bu konuda örnekler olduğu bilinmektedir. Ama yapmak zorunda değildir tamamen şirket kararı gereği yapabilirler. Kişiler aldıkları tazminatı az bulur ise yasal yollarla haklarını yeniden talep etme hakkına sahiptirler. Uçak kazaları konusunda daha fazla bilgi ve destek için ofisimizle iletişime geçebilirsiniz.

Tren Kazalarında Yaralanma veya ölümle sonuçlandığı taktirde hukuki haklarınız şöyledir;

Demir yolu taşımacılığı, ülkemizde TCDD eliyle devletin tekelinde olarak yapılmaktadır. TCDD ise faaliyetlerinde ve sebep olduğu maddi hasarlı ve ölümlü kazalarda ‘’özel hukuk hükümlerine tabi bir kuruluş ve bir tacir sıfatıyla sorumlu” olmaktadır.

Tren kazalarında sorumluların gerekli önlemleri almaması, dış etkenler veyahut işletenin kusurlu hareketiyle meydana gelen trende ölümlü, yaralanmalı ve mal varlığının zarar gördüğü kazalarda TCDD ve devletin sorumluluğuna geçecek olursak:

Ölümlü Tren Kazalarında Devletin Tazmin Sorumluluğu

Ölümlü tren kazalarında, yada diğer ismi ile demiryolu kazaları devletin/TCDD'nin yolculara karşı sorumluluğu yönünden, 6102 sayılı TTK'nin 914.maddesine göre: "Yolcuların sağlıklı, rahat ve güvenli bir yolculuk yapmalarını sağlayacak her türlü önlemleri almakla ve onları gidecekleri yere sağ ve sağlıklı olarak ulaştırmakla yükümlü olup, taşıtın kalkış noktasından varış noktasına kadar taşıt içinde veya duraklama yerlerinde yolcuların uğrayacakları her türlü zararlardan sorumludurlar.” denilmektedir.

Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise: ‘’Taşıyıcı, yolcuların kazaya uğramalarından doğacak zararı tazmin eder. Yolcunun kaza sonucunda ölmesi halinde, onun yardımından yoksun kalanlar uğradıkları zararın tazminini taşıyıcıdan isteyebilirler.’’ denilmekte ve açık bir biçimde, tren kazalarında meydana gelen ölümlerde, ölenin desteklediği, yani sağlığında maddi ve manevi olarak yanında bulunduğu kimselerin, tazminat hakkı sahibi olduğunu, taşımacılığı yapan kurumun ise doğrudan sorumlu olduğuna işaret edilmektedir.

Ölenin yakınlarının alma hakkının bulunduğunu belirttiğimiz destekten yoksun Kalma tazminatı kavramına değinecek olursak; tren kazası sonucu destekten yoksun kalma tazminatı hakkı sahipleri; ölenin sağlığında, maddi ve manevi destek verdiği, anne-babası, evli ise eşi ve çocuklarıdır. Kısacası; ölenin kazancından, bedeni gücünden ve varlığından kaynaklı olarak yanında bulunup yardımcı olduğu kimseler bu tazminat bedeline hak kazanacaktır. Kişinin bir kazancı olması dahi, yani çalışmayan bir ev hanımı için düşünecek olursak, yapmış olduğu ev işleri, market alışverişi, ev içindeki hizmeti ve emeği dolayısıyla sağ kalan eş ve çocuk da maddi tazminat hakkı sahibi olabilecektir.

Yine tren kazası sonucu ölenin yakınları bir manevi tazminata hak kazanmaktadır. Bu manevi tazminatın bedelinin belirlenmesinde; ölene yakınlık derecesi, kişinin uğradığı psikolojik tramva(sinir krizi, psikolojik bozukluklar, korku nöbetleri vs.) etkili olmaktadır. Tren kazalarında tazminat davası veya bunu illa tren kazası olarak sınırlamadan hızlı tren kazası davası vb. konularla da genişletebiliriz.

Yaralanmalı Tren Kazalarında Devletin Tazmin Sorumluluğu

Tren kazası sonucu yaralanan bir kimse, trenin işletme sorumlusu olan kurumdan(TCDD), kamunun kusuru, bedeni olarak uğramış olduğu zararı, engellilik ölçüsü(maluliyeti), yaşı, kaza döneminde temin etmiş olduğu geliri (çocuk, yaşlı ve herhangi bir geliri olmayan öğrenci ve işsizlerin durumu farklı olmak üzere) ve bu gelirden mahrumiyeti gibi ölçüler esas alınarak yapılacak hesaplama üzerinden bir tazminat bedeline hak kazanmaktadır.

TCDD Ana Statüsünde, demir yollarını işletmek ve demir yolu taşımacılığını yapmak, İşletmenin faaliyet konuları arasında sayılmıştır. 29.6.1956 tarih ve 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12. maddesinde, kara, deniz ve havada, nehir ve göllerde yolcu ve eşya taşımak üzere kurulan müesseselerin ticarethane sayılacağına işaret edilmiş; anılan Kanun'un " Taşıma İşleri ve Taşıma Senedi" başlıklı İkinci Kısımının "Yolcu Taşıma" ya ilişkin Üçüncü Ayırımında yer alan 798. maddesinde, yolcuların, taşıyıcılar tarafından iç hizmetleri tanzim için konmuş olan usul ve talimatı ihlal etmemekle mükellef oldukları, 806. maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında ise, taşıyıcının, yolcuları gidecekleri yere sağ ve salim olarak ulaştırmakla mükellef bulunduğu, yolcuların kazaya uğramaları halinde bundan doğacak zararların taşıyıcı tarafından tazmin edileceği, yolcunun kaza neticesinde ölmesi halinde onun yardımından mahrum kalan kimselerin dahi uğradıkları zararlara karşılık taşıyıcıdan tazminat isteyebilecekleri açık bir şekilde düzenlenmiştir.

Böylece; tren kaza sonucu ağır yaralanan bir kimse; başta hastane giderleri, sağlığına kavuşmak için yaptığı giderler, bedeni olarak uğramış olduğu maluliyetin ölçüsü, yaşı, faaliyet gösterdiği meslekte kazanma gücü kayıp oranı, bakıma muhtaç hale gelmesi sonucu yaşam boyu alması gereken bakım hizmeti bedeli veya geçici olarak almış olduğu bakım hizmeti bedeli ve sair parametrelerin/ölçülerin esas alınacağı bir hesaplama ile tazminat bedeline hak kazanacaktır.

Bu kazanımını ise sorumluluğu ölçüsünde(genelde kamunun kusuru, tekel olması sebebiyle tam kusurluluktur) hak kazanacaktır.

Kusur hususuna değinecek olursak, trende yolcu olarak bulunan ve yaralanan bir kimsenin kusuru ile, tren kapısı kapanırken trene binmeye çalışıp yaralanan, tren durmadan istasyon bölgesine atlayan, kompartıman kapısını açık tutan, trene bileti olmaksızın kaçak giren veya yük taşınması gereken yere kaçak girip yaralanan kimsenin kusur durumu aynı olmayacaktır.

Yaralanmalı tren kazalarında ise görevli mahkeme, ölümlü tren kazalarında olduğu gibi İdare Mahkemeleri olacaktır.

İş Kazası Nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat Davaları

 

      İş kazası nedeniyle maddi manevi tazminat davalarında bazı önemli hususlar ve usuli işlemlere değinmek yerinde olacaktır. Nitekim iş kazası davaları niteliği itibari ile rapor almayı ve bilirkişi raporlarının düzenlenmesini içerdiğinden ötürü uzun sürebilmekte, davacı işçiler için zor bir süreç olabilmektedir. İşbu nedenle usül ekonomisi ilkesi bakımından iş kazası davalarında süreci hızlandırmak ve etkin bir hukuki süreç izlemek amacıyla KANMAZ HUKUK her zaman yanınızdadır.

İş Kazası Halinde Yapılması Gerekenler

    İş kazasının meydana gelmesiyle birlikte işçi ve işverene bazı hususlarda yükümlülükler doğmakta, bu yükümlülüklerin yerine getirilmemesi ise tarafların sorumluluğuna neden olmaktadır. İşbu nedenle iş kazasının meydana gelmesi halinde yapılacak işlemler şu şekildedir :

•      İş kazasıyla birlikte sağlık müdahalesi gerçekleştirilir.

•      İşyeri kaza raporu düzenlenerek, tutanağa iki şahit adı yazılır ve imzaları alınır.

•      Kaza, bağlı bulunan kolluk birimine (Emniyet veya Jandarma) bildirilir.

•      Kaza, bağlı bulunan Sosyal Güvenlik Kurumu Birimine bildirilir.

            İş kazası geçirilmesi halinde bu işlemlerin yapılması gerekmektedir. Şayet bu işlemlerin yapılmaması halinde işlemi yapmaya zorunlu olan şahıslar için gerekli tahkikat başlatılarak şahısların sorumluluklarına gidilecektir. Nitekim kanunun belirlemiş olduğu sürelere uyulması gerekir. Şayet bu sürelere uyulmaması işveren ve işçinin kusur oranları belirlemede önemli bir etken olabilir.

İş Kazası Halinde Açılacak Davalar Nelerdir ?

            İş kazasının meydana gelmesiyle birlikte, işçinin yaralanması, ölümü hallerinde ilgili kolluk birimi ve Cumhuriyet Savcısı gerekli soruşturmayı yaparak ilgililer aleyhine ceza davası açacaktır. Bunun yanı sıra işçi veya mirasçıları (işçinin ölümü halinde) tarafından da hukuk davaları açılabilecek, tazminata yönelik talepler istenebilecektir. Görevli ve yetkili mahkemede açılacak maddi tazminat davası ve manevi tazminat davası gibi davalar, iş kazası temelli olacak ve iş kazası neticesinde işçinin uğramış olduğu maddi manevi zararı tazmin etme amacı taşıyacaktır.

            Bunun yanı sıra iş kazası halinde Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından açılacak rücu davaları da söz konusudur. Bu davalarda kusurun işverene ait olması veya üçüncü bir kişiye veya işçiye ait olması hallerinde Kurum, ödemiş olduğu bedeller için rücu edebilecek ve bunu dava konusu yapabilecektir.İş kazası neticesinde açılacak 3 adet dava tipi mevcuttur :

•      Ceza Soruşturması ve Ceza Davası

•      Maddi ve Manevi Tazminat Davası

•      Sosyal Güvenlik Kurumu Tarafından Açılacak Rücu Davaları

 

İş Kazası Neticesinde Ceza Soruşturması

            İş kazasının meydana gelmesiyle birlikte bağlı olunan kolluk birimine işveren tarafından bildirim yapılmalıdır. Bağlı olunan kolluk birimi polis olabileceği gibi jandarma da olabilir. Bildirimin yapılmasıyla birlikte ilgili iş kazası için dosya açılacak ve kolluk birimleri tarafından tahkikat aşamasına geçilecektir. Burada bir ölümün varlığı halinde dosya ile bizzat Cumhuriyet Savcısı ilgilenecek ve şayet kusurlu şahısların tespiti ile birlikte bu kusurlu kişiler aleyhine ceza davası açacaktır.

            İş kazası nedeniyle ölüm meydana gelmesi halinde, şayet ilgililere kusur atfedilebilmişse Türk Ceza Kanunu’nun ilgili hükümleri gereği ceza davası açılacak ve şirket yetkilileri ve sorumlulukları tespit edilen şahıslar sanık olarak yargılanacaklardır.

İş Kazası Neticesinde SGK Tarafından Açılacak Rücu Davaları

            İş kazası neticesinde kusur oranlarının belirlenmesi ve işçiye, üçüncü kişiye veya işverene kusur izafe edilmesi söz konusu olacaktır. Bu kusur oranları neticesinde işçiye, geçirmiş olduğu iş kazası neticesinde gerekli yardımlar yapılacak, aylık bağlanacak ve işçinin maddi açıdan tatmini sağlanmaya çalışılacaktır. Nitekim bu yardım Kurum tarafından karşılanacak ve Kurum da kusurları oranında ilgililere rücu edecektir.

            İş kazası neticesinde, iş kazası geçiren işçinin sigortasının başlatılmamış olması, primlerinin yatırılmamış olması vb durumlarda iş kazası ödenekleri için Kurum gerekli ödemeyi yapacak fakat işverenin usuli kusurları nedeniyle işverene rücu etme hakkına sahip olacaktır.

            İş kazası neticesinde kusur oranları belirlenirken meydana gelen iş kazası işverenin kasti hareketiyle meydana gelmiş olabilir. Yine işverenin işçilerin sağlığını korumaya yönelik düzenlemelere uymaması, mevzuatın gerektirdiklerini yerine getirmemesi nedeniyle de iş kazası meydana gelmiş olabilir. Son olarak iş kazası, işverenin Türk Ceza Kanunu anlamında suç sayılır bir hareketi nedeniyle de meydana gelmiş olabilir. İşte bu üç halde de işverenin kusurlu olduğu açıktır. Kurum, kusurun işverende olması nedeniyle işverene rücu edebilecektir.

İş Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat Davası

            İş kazası geçiren işçi, ruhen ve/veya bedenen zarara uğramış olabilir. İşte ruhen ve/veya bedenen zarar gören işçinin bu zararını gidermesi adına Türk Borçlar Kanunu gereğince dava açma hakkı bulunmaktadır. Türk Borçlar Kanunu’nun 51 ve devamında düzenlenen haksız fiil neticesinde tazminat maddelerine göre iş kazası geçiren işçi ; cismani zarar halinde zararının giderilmesini talep edebilecektir. Bunun yanı sıra ölüm ve bedensel zararlarda zarara uğrayan işçi bazı giderlerin karşılanmasını talep edebilecektir. Ölüm ve bedensel zarar halinde iş kazası geçiren işçi şu giderlerin karşılanmasını talep edebilir :

 Ölüm Halinde ;

•      Cenaze giderleri,

•      Tedavi giderleri (ölümden önce bir tedavi süreci var ise)

•      Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.

•      Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.

 Bedensel Zarar Halinde ;

•      Tedavi giderleri,

•      Kazanç kaybı,

•      Çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar.

•      Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar.

istenebilir. İlgili kalemler iş kazası geçiren işçi tarafından istenecektir.

            İş kazası geçiren işçi, işveren aleyhine maddi tazminat davası açabilecek, bu maddi tazminat davasında yukarıda bahsi geçen giderlerin karşılanmasını talep edebilecektir. Burada dikkat edilmesi gereken husus, işçinin geleceğe yönelik hak kayıplarını da talep edebilmesidir. Nitekim iş gücü kaybına uğrayan bir işçi, gelecekte bunun sıkıntısını yaşayacak ve iş kazası ve sonrasındaki süreçte kendisine bağlanan aylıklar bir an olsun tatmin etse de gelecekte bu tatmin sağlanamayacaktır. Hal böyleyken en önemli husus, işçinin çalışma gücünün azalmasından veya yitirilmesinden dolayı uğrayacağı zararlardır.

            İş kazası nedeniyle açılacak davalardan olan maddi tazminat davası için en önemli belge, SGK müfettişleri tarafından düzenlenen tutanaklar, belgelerdir. Nitekim SGK müfettişleri, iş kazasını yerinde inceleyecek, tarafların ifadelerine başvuracak, iş kazası geçiren işçinin sigorta bilgileri ve çalışma koşulları, maaşı vb. hususlarda bilgi sahibi olacak ve her türlü araştırmayı yapacaktır. Gerek kusur oranlarının belirlenmesi gerekse de işçinin iş gücü kaybının tespit edilmesinde önemli rol oynayacaktır.Bu nedenle SGK müfettişleri tarafından hazırlanan raporlar çok büyük önem taşımaktadır.

Kurumca Bağlanan Gelirlerin Maddi Tazminattan Mahsup Edilmesi 

            İş kazası neticesinde meslekte kazanma gücünü yitiren işçi, açacağı maddi tazminat davası neticesinde bir tazminata hak kazanacaktır. Aynı zamanda işçi, tazminata hak kazanmasının yanı sıra Kurumca sürekli iş göremezlik gelirine de hak kazanabilecektir. Hal böyleyken Yüksek Mahkeme ; iş kazası veya meslek hastalığı sonucu oluşan zararın giderilmesi istemine ilişkin olarak açılan tazminat davaları nitelikçe sigortaca karşılanmayan zararın giderilmesi istemini amaçlamaktadır demektedir. İşbu nedenle, maddi tazminatın hesabında, Kurumca bağlanan ödeneklerin veya gelirlerin tazminat miktarından mahsup edilmesi gerekliliği açıktır.

İş kazası nedeniyle MANEVİ TAZMİNAT Davası

            Borçlar Kanunumuzun ilgili maddelerinde düzenlenen manevi tazminat ; bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özellikleri göz önünde tutularak, zarar görene uygun bir miktar paranın ödenmesi şeklinde madde metninde ifade edilmiştir. Şayet ağır bedensel zarar veya ölüm halinde de zarar görenin veya ölenin yakınlarının da manevi tazminat talep edebileceği Türk Borçlar Kanununda yer almıştır.

Manevi Tazminatın Şartları Nelerdir ?

            İş kazası nedeniyle zarar gören veya ölenin yakınları için manevi tazminata hükmedilebilmesi için bazı şartların varlığı aranacaktır. Bu şartlar şu şekildedir :

•      Fiil

•      Fiil neticesinde zararın meydana gelmesi

•      Zarar ile fiil arasında illiyet bağı

•      Fiilin hukuka aykırı olması

•      İşçinin cismani zarara uğraması

 

            Yukarıda sayılan şartların varlığı halinde Hakim ; manevi tazminata hükmedecektir. Peki eş ve/veya çocukların manevi tazminata başvurma şartları nelerdir ? Eğer işçi, iş kazası neticesinde ölmüş ise mirasçılarının maddi ve manevi tazminat açma hakları zaten Türk Borçlar Kanunu gereğince mevcuttur. Fakat işçinin yalnızca cismani zarara uğraması halinde, yakınlarının bu zarar dolayısıyla hayat seyirleri değişir, kaza dolayısıyla psikolojileri bozulur ve benzer etkiler gözlenirse ; yine manevi tazminat açma hakları söz konusu olacaktır. Nitekim manevi tazminat, olay karşısında kişilerin manevi kayıplarını gidermeye hizmet edecektir. Nitekim Yüksek Mahkeme bir kararında şu gerekçe ile eş ve çocukların manevi tazminat isteyebileceklerine hükmetmiştir : ‘Olay nedeniyle, doğrudan doğruya cismani zarara maruz kalan davacının, eş ve çocuklarının ruhsal sağlığı ağır şekilde bozularak şok geçirip tedavi olmak zorunda kalmaları durumunda illiyet bağı gerçekleşmiş sayılacağından Borçlar Kanunu’nun 47. maddesine dayanarak manevi tazminat isteyebilirler.’ denilmiştir.       

   

DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI (İş kazası nedeniyle)

            Destekten yoksun kalma tazminatı, iş kazası neticesinde ölüm hadisesinin gerçekleştiği zaman ortaya çıkacak tazminat türüdür. Nitekim bu tür tazminatın doğası gereği, iş kazası veya meslek hastalığı neticesinde bir ölüm meydana gelmeli, müteveffanın (ölenin) yakınlarının bu şahsın desteğinden yoksun kalacak olmaları gerekmektedir. Gerçekten de işçinin iş kazası neticesinde ölmesi halinde ; işçinin varsa eşi, çocukları ve bakmakla yükümlü olduğu kimseler, işçinin desteğinden yoksun kalacaklar ve maddi açıdan kayba uğrayacaklar. Destekten yoksun kalma tazminatında ana düşünce, ölen şahsın yaşamaya devam etmesi halinde ilgililere desteğe devam edecek olmasıdır. Bu doğrultuda destekten yoksun kalma tazminatına hükmedilebilmesi için şu iki şartın gerçekleşmesi gerekmektedir :

•       Ölen işçi, sağlığında destekten yoksun kalacağını iddia eden kişilere bakacak güçte olmalı

•      Tazminat talep edenler (davacılar), ölen işçinin yardımına muhtaç olmalı

İş Kazalarına İlişkin Tazminat Davalarında Faiz ve Faiz Başlangıç Tarihi

            İş kazaları nedeni ile açılacak maddi tazminat ve manevi tazminat davalarında, davacı tarafın isteği üzerine davayı gören mahkeme tazminata hükmedecektir. Peki iş kazaları nedeni ile açılan tazminat davalarında faiz başlangıç tarihi ne zamandır ? Gerek uygulamada gerekse de Yargıtay içtihatlarında iş kazaları nedeniyle açılan maddi ve manevi tazminat davalarında istem halinde olay tarihinden itibaren faize hükmedilecektir.

Görevli Mahkeme (İş kazası nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat)

            İş kazası nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında Asliye Hukuk Mahkemeleri (iş mahkemeleri)görevlidir.

Yetkili Mahkeme (İş kazası nedeniyle Maddi ve Manevi Tazminat)

            İş kazası nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında iş kazasının gerçekleştiği, yani haksız fiilin gerçekleştiği yer mahkemesi yetkilidir. Bunun yanı sıra genel yetki kuralları da geçerli olmakla beraber davalının ikametgahında da dava açılabilecektir.

İş Kazası Nedeniyle Açılacak Tazminat Davalarında Zamanaşımı

                 İş kazası nedeniyle açılacak maddi ve manevi tazminat davalarında zamanaşımı genel hükümlere göre çözümlenecektir. Zamanaşımı, iş kazasının gerçekleştiği günden itibaren 2 yıl ve herhalde 10 yıldır. Bu sürelerin sona ermesiyle birlikte iş kazasına bağlı olarak yapılacak tazminat talepleri zamanaşımına uğrayacaktır. (İş kazasında kesin maluliyet raporunun öğrendiliği günden itibaren de 10 yıllık zamanaşımının başlayacağı hukukumuzda kabul edilmektedir.)

İş Kazasında Üçüncü Kişilerin Sorumluluğu ve Tazminata Etkisi

            İş kazasının meydana gelmesinde birçok kez üçüncü kişilerin kusurlu davranışları rol oynamaktadır.

            İş kazasının meydana gelmesinde şayet bir üçüncü kişinin kusuru söz konusu ise ; sigortalıya veya hak sahiplerine yapılan veya ileride yapılacak ödemelerde, kusurlu üçüncü kişilere rücu edilebilecektir.

            Peki üçüncü kişi, iş kazasında %100 kusurlu ise işveren tazminattan sorumlu olacak mıdır ? Bu hususa Yargıtay 21. Hukuk Dairesi şu şekilde çözüm getirmiştir : ‘Somut olayda, zararlandırıcı olayda 100 oranında üçüncü kişi durumunda olan İsmail’in kusurlu olduğu açık-seçiktir. Hal böyle olunca, zorlandırıcı olay üçüncü kişinin tamamen kusurlu davranışı sonucu oluştuğuna göre, nedensellik bağının kesildiği, giderek yukarıda sözü geçen İçtihadı Birleştirme Kararına dayanılarak istihdam eden davalı idarenin sorumluluğuna gidilemeyeceği ortadadır’ diyerek bu hususu çözümlemiştir.  İşbu nedenlerle şayet üçüncü bir kişinin %100 oranında bir kusuru söz konusu ise istihdam edenin sorumluluğuna gidilemeyeceği açıktır.

Vasinin, İş Kazası Nedeniyle Tazminat Davası Açabilme Şartları

            Vesayet altında bulunan yurttaşın iş kazası veya meslek hastalığı geçirmesi halinde, hukuki temsilcisi olan Vasi’nin dava açması ve vesayet altında bulunanın haklarını koruması gerekmektedir. Birçok işlemi tek başına yapabilen vasi, açılacak maddi ve manevi tazminat davası için tek başına işlem tesis edemeyecektir. İşbu nedenle, iş kazası veya meslek hastalığı neticesinde dava açmak isteyen vasi, vesayet makamından izin almak ve bu izni dosya içerisine sunmak zorundadır. Aksi halde dava reddedilecektir.

İş Kazası İle İlgili Sıkça Sorulan Sorular

-Tarım işçisinin geçirdiği kazanın iş kazası kabul edilebilmesinin koşulları nelerdir?

     Tarım işçisinin iş kazası sigortası kollarından sağlanan yardımlardan yaralanabilmesi için iş kazasının olduğu tarihten itibaren en az üç ay önce sigortalılığının tescil edilmiş olması ve sigortalılığının sona ermemiş olması gerekmektedir. Tarım veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışanların, iş kazası sigortasından sağlanan yardımlardan yararlanabilmeleri için iş kazasının olduğu tarihten en az on gün önce tescil edilmiş olmaları ve sigortalılıklarının sona ermemiş olması gerekmektedir.

  

-İşyerinde geçirilen ve dıştan gelen bir etken olmaksızın meydana gelen kalp krizleri iş kazası sayılabilir mi?

   Kurumumuzca bir olayın iş kazası olup olmadığının değerlendirilebilmesi için öncelikle iş kazası geçiren kişinin, -Sigortalı olması, -Mutlaka bir olay ile karşılaşmış olması, -Meydana gelen olay nedeniyle bedenen veya ruhen özre uğraması, hallerinin bir arada bulunması gerekmektedir. Ayrıca, Kurumumuzca bir olayın iş kazası olup olmadığının tespiti sırasında ortaya çıkan olayın nedeni ile sonucu arasında bir ilişki kurularak, buna göre değerlendirilmesi gerekmektedir. Sigortalı işyerinde ve işini yaparken veya iş yapmadan geçirdiği sürelerde işverenin emrine amade iken dış ekenlerden kaynaklanan bir neden sonucu kalp krizi geçirirse kalp krizinin sonucu (ölüm veya arızalar) işyeri dışında gerçekleşsin bunun bir iş kazası sayılması gerekmektedir.

 

-Bir inşaat işyerinde çalışan sigortalının yatakhanede yattığı sırada, yatakhanede bulunan sobanın devrilmesi sonucu çıkan yangında yanmak suretiyle geçirdiği kaza iş kazası sayılır mı?

    Olayın işyerine ait yatak hanede meydana gelmesi nedeniyle, olayın iş kazası sayılması gerekmektedir.

 

-Bir fabrika işyerinde çalışan sigortalının ücretli izinli bulunduğu sırada, arkadaşlarını ziyaret maksadıyla geldiği işyerinde merdivenlerden kayarak düşmesi sonucu bacağının kırılması olayı iş kazası sayılır mı?

    Sigortalının izinli olduğu süre zarfında işyeri ile olan hukuki münasebeti, yani hizmet akdi devam ettiği, dolayısıyla sigortalılık vasfını kaybetmemiş olduğundan, olayın iş kazası sayılması gerekir.

 

-Oto tamircisi işyerinde çalışan sigortalının yolda arızalanan bir aracı tamir etmek için işveren tarafından görevlendirilmesi üzerine, yolda bozulan aracı tamir ettiği sırada yoldan geçen bir aracın çarpması sonucu uğradığı kaza olayı iş kazası sayılır mı?

    Kaza işin yürütümü sırasında meydana geldiğinden, olayın iş kazası sayılması gerekmektedir.

 

-İşyerinde şoför olarak çalışan sigortalının, işyerine ait araçla işverenin talimatı üzerine onun yazlık evine şahsi eşyalarını götürdüğü sırada geçirdiği trafik kazası iş kazası sayılır mı?

    Sigortalının işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda meydana geldiğinden, olayın iş kazası sayılması gerekmektedir.

-Emzikli kadın sigortalının çocuğunu emzirmek için ayrılan zamanda evine gidip gelirken yolda silahlı saldırı sonucu yaralanması olayı iş kazası sayılır mı?

  Emziren kadın sigortalının iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda meydana geldiğinden, olay iş kazası sayılmaktadır.

 

-İşyerine gitmek üzere evinden ayrılarak belediyeye ait toplu taşıma aracına binmek üzere durakta bekleyen sigortalının motosikletli bir sürücünün çarpması sonucu yaralanması olayı iş kazası sayılır mı?

   Sigortalının işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş geliş sırasında meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen özre uğratan olay iş kazası olarak tanımlandığından, burada esas olan işverence sağlanan bir taşıtla gidip gelme esasına dayandığından, söz konusu olayın iş kazası sayılmaması gerekmektedir.

 

-İşyerine gitmek üzere evinden ayrılarak belediyeye ait toplu taşım aracına binmek üzere durakta bekleyen sigortalıya motosikletli bir sürücünün çarpması sonucu yaralanması olayı bir iş kazası sayılır mı?

   Sigortalının işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş-gelişi sırasında meydana gelen kazalar iş kazası sayılmaktadır. Burada işveren tarafından herhangi bir araç tahsis edilmediğinden iş kazası sayılmaması gerekmektedir.

 

-Grevde bulunan sigortalının grevden önce hak ettiği ücretini almak için işyerinde bulunduğu sırada greve katılmayan diğer işçiler tarafından dövülmesi olayı bir iş kazası sayılır mı?

    Bu olaya maruz kalan sigortalının sigortalılık niteliği yitirilmemiş ise olay iş kazasıdır.

 

-Oto tamirhanesinde çalışan sigortalının öğle yemeği için iş yeri dışına çıktığı sırada yolda gördüğü arızalanmış bir aracı tamir ederken krikonun kayması sonucu bacağının kırılması olayı iş kazası olarak değerlendirilebilir mi?

    Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işi yapmaksızın geçen zamanlarda meydana gelen kazalar iş kazası sayılmaktadır. Ancak burada işveren tarafından herhangi bir görevlendirme söz konusu olmadığından anılan olayın iş kazısı sayılmaması gerekmektedir.

 

-İşyerinin bulunduğu ilden başka bir ile mal almak için giden sigortalının kalmakta olduğu otelde yangın çıkması sonucu vefat etmesi olayı iş kazası olarak değerlendirilebilir mi?

    Çalışan sigortalının yürütmekte olduğu iş nedeniyle işyeri dışında meydana gelen kazalar iş kazası olarak kabul edilmektedir.

 

-(4/b)sigortalı kendisine ait tamirci dükkânı işyerinde çalışmakta iken, krikonun kayması sonucu ayağının aracın altında kalarak yaralanması olayı iş kazası sayılır mı?

     Kaza, yürütülmekte olan iş nedeniyle meydana geldiğinden, bahse konu olayın iş kazası sayılması gerekmektedir.

 

-5510 sayılı kanunun 4 üncü maddesinin (b) fıkrası hükmü gereğince sigortalı sayılan kişinin işyerinde geçirdiği kaza iş kazası sayılır mı?

     (4/b) sigortalısının iş yerinde meydana gelen ve hastalık sigortası kapsamı dışında kalan olayların iş kazası sayılması gerekmektedir.

 

- Kuruma bildirilen iş kazası olayının iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde soruşturma ne şekilde yapılır?

      Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilir.

-İş kazası ve meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar nelerdir?

■ Geçici iş göremezlik ödeneği

■ Sürekli iş göremezlik geliri

■ Ölen sigortalının hak sahiplerine gelir bağlanması

■ Gelir bağlanmış olanın kız çocuklarına evlenme ödeneği

■ Ölen sigortalı için cenaze ödeneği ödenmesi olarak belirlenmiştir.

 

-İşverenin kontrolü dışındaki meydana gelen iş kazalarının bildirimi nereye ve kaç gün içerisinde yapılması gerekmektedir?

   Sosyal Güvenlik İl Müdürlüklerine/Sosyal Güvenlik Merkezlerine ve kazanın öğrenildiği tarihten itibaren 3 işgünü içerisinde bildirilmesi gerekmektedir.

 

-İş kazası geçiren sigortalının ne kadar sigortalılık süresi bulunması gerekmektedir?

  İş kazası geçiren sigortalı için tek şart tescil edilmiş olmasıdır.

 

- Gerçeğe aykırı şekilde iş kazası bildirimi yapanlara İdari Para Cezası var mıdır?

Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde, Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık iş müfettişleri vasıtasıyla soruşturma yapılabilir. Bu soruşturma sonunda yazılı olarak bildirilen hususların gerçeğe uymadığı ve olayın iş kazası olmadığı anlaşılırsa, Kurumca bu olay için yersiz olarak yapılmış bulunan ödemeler, ödemenin yapıldığı tarihten itibaren gerçeğe aykırı bildirimde bulunanlardan, 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesi hükümlerine göre tahsil edilir.

 

-İş kazasını sistem hatasından dolayı on-line olarak bildiremedim, elden bildirim yapabilir miyim?

    İş kazası bildirimi Yönetmelik Ek-7’de yer alan “İş kazası ve meslek hastalığı bildirim formu” ile yapılacaktır. Bildirge e- Sigorta ile Kurum’a bildirilebileceği gibi, doğrudan ya da posta yoluyla da ilgili üniteye gönderilebilir.

 

-Sigortasız olarak çalışanların iş kazası geçirmesi halinde rapor ücreti ödenir mi?

    Sigortalılık hakkı yasal bir hak olup aynı zamanda mecburidir. Sigortalılık isteğe bağlı değildir. İşçi ile işverenin sigortalılığın yapılmayacağı konusunda yapacağı her türlü sözlü ve yazılı anlaşma geçersizdir. İş kazasına uğrayan veya meslek hastalığına yakalanan sigortalı kaçak çalıştırılıyor ve geçirdiği iş kazası/meslek hastalığı işvereni tarafından bizzat Kuruma bildirilmemiş ise bizzat kendisi, ölümü halinde eşi, çocukları veya anne-babası Kuruma yazılı bir dilekçe ile başvurabilirler. Kanunun 23 üncü maddesi, “Sigortalı çalıştırmaya başlandığının süresi içinde sigortalı işe giriş bildirgesi ile Kuruma bildirilmemesi halinde, bildirgenin sonradan verildiği veya sigortalı çalıştırıldığının Kurumca tespit edildiği tarihten önce meydana gelen iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık halleri sonucu ilgililerin gelir ve ödenekleri Kurumca ödenir.” Hükmündedir.   Buna göre, Sigortasız olarak çalışan işçinin iş kazası geçirmesi halinde konu denetmene bildirilmesi ve denetmen raporuna göre işlem yapılması gerekir. İlk işe girdiği gün iş kazası geçiren ve işe girişi Kuruma bildirilmeyen işçinin iş kazası geçirmesi halinde işe başladığı ve kaza geçirdiği gün itibariyle sigorta tescil işleminin yapılması, aynı gün için ödenen yevmiyesi üzerinden istirahatli olduğu günler için iş göremezlik ödeneğinin ödenmesi gerekmektedir.

 

-İş kazasını bildirmeyen işverenin sorumluluğu nedir?

    İş kazasının belirtilen sürede işveren tarafından Kurum’a bildirilmemesi halinde, bildirim tarihine kadar

geçen süre için sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödeneği, Kurumca işverenden tahsil edilir. İşveren, iş kazasına uğrayan veya meslek hastalığına tutulan genel sağlık sigortalısına sağlık durumunun gerektirdiği sağlık hizmetlerini derhal sağlamakla yükümlüdür. Bu amaçla işveren tarafından yapılan ve belgelere dayanan sağlık hizmeti giderleri ve 65 inci madde hükümlerine göre yapılacak masraflar Kurum tarafından karşılanır. Yükümlülüklerin yerine getirilmesindeki ihmalinden veya gecikmesinden dolayı, genel sağlık sigortalısının tedavi süresinin uzamasına veya malûl kalmasına veya malullük derecesinin artmasına sebep olan işveren, Kurumun bu nedenle yaptığı her türlü sağlık hizmeti giderini ödemekle yükümlüdür. Ayrıca İş Kanunu’na göre, bu kanunun 105. maddesi uyarınca idari para cezası uygulanmaktadır.

-Sigortasız çalıştırdığı işçinin iş kazası bildirimini yapan işverenin sorumluluğu nedir?

    Sigortalılık hakkı yasal bir hak olup aynı zamanda mecburidir. Sigortalılık isteğe bağlı değildir. İşçi ile işverenin sigortalılığın yapılmayacağı konusunda yapacağı her türlü sözlü ve yazılı anlaşma geçersizdir. Bu bakımdan, işçi bakımından sigortasız çalıştırılma hukuk düzeninde bir anlam ifade etmeyeceğinden, sigortalı çalışan bir işçi gibi her türlü haktan yararlanabilir.

 

-Kurum sağlık kurulu nedir? Görevleri nelerdir?

      Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmeti sunucularının sağlık kurullarınca düzenlenecek raporlardaki teşhis ve bu teşhise dayanak teşkil eden belgeleri incelemek suretiyle; Ø > çalışma gücü kaybı ve meslekte kazanma gücü kaybı oranlarını, Ø > erken yaşlanma halini, Ø > vazifelerini yapamayacak şekilde meslekte kazanma gücü kaybını Ø > malûllük derecelerini belirlemek üzere, yetkili hekimlerden ve/veya diş hekimlerinden oluşan kuruldur.

 

- İşe başladığı gün iş kazası geçiren sigortalıya istirahatli bırakıldığı günler için geçici iş göremezlik ödeneği ödenebilir mi?

   Geçirilen kazanın Kurumumuzca iş kazası kabul edilmesi halinde, sigortalının istirahatlı kaldığı günler için Kurumumuzdan geçici iş göremezlik ödeneği alması mümkün bulunmaktadır.

 

-İş kazası raporlarında prim gün sayısı şartı aranır mı?

    Sigortalılara iş kazası ve meslek hastalığı nedeniyle iş göremedikleri sürece prim ödeme gün sayısı şartı aranmaksızın ilk günden itibaren her gün için geçici iş göremezlik ödeneği ödenir. Ancak tarım veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalıştırılan sigortalıların, iş kazası ve meslek hastalığı sigorta kollarından sağlanan yardımlardan yararlanabilmeleri için; iş kazasının olduğu tarihten itibaren en az 10 gün önce tescil edilmiş olmaları, prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması ve sigortalılıklarının sona ermemiş olması gerekmektedir. Bu kapsamdaki sigortalıya, tescil edildiği tarihten itibaren sonraki 10 gün içinde (onuncu gün dahil) iş kazası geçirmesi halinde geçici iş göremezlik ödeneği verilmeyecektir.

 

-4(b)’lilere (kendi nam ve hesabına bağımsız çalışanlara) iş kazası, meslek hastalığı rapor ücreti ödenir mi?

    4/b kapsamında olup, haklarında kısa vadeli sigorta primi kesilenler – şirket ortakları analık halinden yararlanamaz- için iş kazası, meslek hastalığı ve analık hallerinde rapor ücreti ödenir. Hastalık halinde, bu kişilere rapor ücreti ödenmez.

 

-İş kazası sebebiyle rapor alınması halinde SGK tarafından kaç günlük ödeme yapılır?

Kurumca yetkilendirilen hekim veya sağlık kurullarından istirahat raporu alınmış olması şartıyla; iş kazası veya meslek hastalığı nedeniyle iş göremezliğe uğrayan sigortalıya her gün için ödeme yapılır.

 

-Sürekli iş göremezlik ödeneği alan ve çalışmaya devam eden kişinin hastalık raporu alması halinde rapor ücreti nasıl hesap edilir?

      Sürekli iş göremezlik geliri bağlanmış sigortalılardan, aynı özürlülük veya meslek hastalığı nedeniyle istirahat raporu alanlara, yazılı istek tarihinden itibaren hesaplanacak bir günlük geçici iş göremezlik ödeneği ile aylık sürekli iş göremezlik gelirinin otuzda biri arasındaki fark, her gün için geçici iş göremezlik ödeneği olarak verilir. Sigortalının yeniden bir iş kazasına uğraması veya yeni bir meslek hastalığına tutulması halinde, meydana gelen özürlerin bütünü göz önüne alınarak kendisine, sürekli iş göremezliğini doğuran son iş kazası veya meslek hastalığı sırasındaki kazancı üzerinden gelir hesaplanır. Ancak, sigortalının son iş kazası veya meslek hastalığı sırasındaki günlük kazancına göre bulunacak geliri, hesaplanan ilk gelirinden az ise sigortalının sürekli iş göremezlik geliri ilk kazanç üzerinden ödenir.

-Sürekli tam iş göremezlik geliri nasıl hesap edilir?

      Sürekli tam iş göremezlikte sigortalıya, hesaplanan aylık kazancının % 70’i oranında gelir bağlanır. Ancak sigortalı, başka birinin sürekli bakımına muhtaç ise gelir bağlama oranı % 100 olarak uygulanır.

 

-Sürekli kısmi iş göremezlik geliri nasıl hesap edilir?

     Sigortalılara bağlanacak sürekli kısmi iş göremezlik geliri, hesaplanacak günlük kazancın 30 katının % 70’inin meslekte kazanma gücü kaybı oranına tekabül eden kısmı kadardır. Sürekli kısmi iş göremezlik gelirlerinde de sigortalının başkasının bakımına muhtaç olduğunun anlaşılması halinde gelir bağlama oranı yine aylık kazancın % 100’ ü olacaktır.

 

-(4/b)’liyim sürekli iş göremezlik geliri bağlanacak ancak prim borcum var. Borcum dururken sürekli iş göremezlik geliri bağlanır mı?

     Geçici iş göremezlik ödeneğine hak kazanma şartlarında olduğu gibi burada da Kanun Bağ-Kur’lular için diğer şartlara ilaveten bir şart daha öngörmüştür: sürekli iş göremezlik geliri bağlanabilmesi için, kendi sigortalılığından dolayı, genel sağlık sigortası dahil prim ve prime ilişkin her türlü borçlarının ödenmiş olması zorunludur.

 

-Sürekli iş göremezlik geliri alan kişinin ölmesi halinde hak sahiplerine gelir bağlanır mı?

   İş kazası ve meslek hastalığı sonucu ölen yada sürekli iş göremezlik geliri almakta iken ölen sigortalı ölüm aylığı bağlanması için gerekli şartları da yerine getirmiş ise hak sahiplerine hem ölüm geliri hem de ölüm aylığı bağlanır. Ancak bunlardan yüksek olanın tamamı düşük olanın yarısı ödenmektedir.

 

-Sürekli iş göremezlik geliri alırken ölen kişinin hak sahiplerine cenaze ödeneği verilir mi?

    İş kazası veya meslek hastalığı sonucu veya sürekli iş göremezlik geliri, vazife malullüğü ya da yaşlılık aylığı almakta iken ölen sigortalıların hak sahiplerine hiçbir koşul aranmadan cenaze yardımı ödenmektedir.

 

-Sürekli iş göremezlik gelirinden dolayı yetim maaşı alan kız çocuğunun evlenmesi halinde çeyiz ödeneği verilir mi?

    Ölüm geliri iş kazası veya meslek hastalığı sonucu yada sürekli iş göremezlik geliri almakta iken ölen sigortalıların hak sahiplerine bağlanır. Evlenme ödeneği ise, ölüm geliri veya aylığı almakta iken evlenen ve bu nedenle aylığı kesilen kız çocuklarına bir defaya özgü olmak üzere, talep etmeleri halinde evlenme tarihindeki gelir ve aylığının iki yıllık tutarının kendisine peşin olarak ödenmesidir. Sürekli iş göremezlik gelirinden dolayı ölüm geliri almakta olan kız çocuğu evlenmesi halinde çeyiz ödeneği almaya hak kazanır.

-İş kazasından sonra işçinin kendi kusurundan dolayı tedavi süresinin uzaması halinde uygulama ne şekildedir?

       Sigortalının aşağıdaki sayılan nedenlerden dolayı iş kazasına veya meslek hastalığına uğraması, hastalanması, tedavi süresinin uzaması veya iş göremezliğinin artması hallerinde geçici iş göremezlik ödeneği veya sürekli iş göremezlik geliri; a) Sigortalının iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık nedeniyle hekimin bildirdiği tedbir ve tavsiyelere uymaması sonucu tedavi süresinin uzamasına veya iş göremezlik oranının artmasına, malûl kalmasına neden olması halinde, uzayan tedavi süresi veya artan iş göremezlik oranı esas alınarak dörtte birine kadarı Kurumca eksiltilir. b) Ağır kusuru yüzünden iş kazasına uğrayan, meslek hastalığına tutulan veya hastalanan sigortalının kusur derecesi esas alınarak üçte birine kadarı Kurumca eksiltilir. c) Kasti bir hareketi yüzünden iş kazasına uğrayan, meslek hastalığına tutulan, hastalanan veya Kurumun yazılı bildirimine rağmen teklif edilen tedaviyi kabul etmeyen sigortalıya, yarısı tutarında ödenir. d) Tedavi gördüğü hekimden, tedavinin sona erdiğine ve çalışabilir olduğuna dair belge almaksızın çalışan sigortalıya geçici iş göremezlik ödeneği ödenmez, ödenmiş olanlar da yersiz yapılan ödeme tarihinden itibaren geri alınır.

-(4/b) kapsamındaki sigortalının iş kazası veya meslek hastalığı sonucu iş göremezlik ödeneği alması için aranan şartlar nelerdir?

    İş kazası geçiren veya meslek hastalığına tutulan sigortalıların iş göremezlik ödeneği alabilmesi için yatarak tedavi süresince veya yatarak tedavi sonrası bu tedavinin gereği istirahat raporu almaları, prim ve prime ilişkin borçlarının olmaması gerekmektedir.

 

- İş göremezlik ödeneği ne kadar ödenmektedir?

   İş kazası, meslek hastalığı yada analık hallerinde sigortalılara ödenecek iş göremezlik ödeneği, sigortalıların beyan edeceği günlük kazancı üzerinden hesaplanır. Ayakta tedavilerinde günlük kazancın 2/3 ü, Yatarak tedavilerde ise ½’si olarak ödenir.

 

-(4/b) kapsamında sigortalı sayılan avukat ve noterlerin iş kazası geçirmeleri ve meslek hastalığına tutulmaları veya analık halinde, iş göremezlik ödeneği alabilmesi için nereye başvurmaları gerekmektedir?

    Avukat ve noterler 4(b) kapsamında sigortalı sayıldığından iş göremezlik ödeneği alabilmeleri için gerekli belgelerle Sosyal Güvenlik İl/Sosyal Güvenlik Merkez Müdürlüklerine başvurmaları gerekmektedir.

 

-(4/b) kapsamındaki sigortalıların iş kazası bildirimini yasal süresi dışında geç bildirilmesi halinde iş göremezlik ödeneği ödenir mi?

   (4/b) kapsamındaki sigortalıların iş kazasını geç bildirmesi halinde iş göremezlik ödeneği bildirim tarihinden itibaren ödenir.

 

-(4/b) kapsamındaki sigortalıların borcunun bulunması halinde iş göremezlik ödeneği verilir mi?

    (4/b) kapsamındaki sigortalıların iş göremezlik ödeneği alabilmesi için prim ve prime ilişkin her türlü borcunun ödenmiş olması şartı bulunduğundan, borcu bulunan (4/b) sigortalılarına iş göremezlik ödeneği verilmez.

 

-(4/b) kapsamındaki sigortalının iş kazası geçirmesinde kusuru bulunan hak sahiplerine, Kurumca bağlanacak gelir ve verilecek ödenekler hak sahiplerine rücu edilir mi?

     İş kazasının meydana gelmesinde kusuru bulunan hak sahiplerine, Kurumca bağlanacak gelir ve verilecek ödenekler rücu edilmez.

-(4/b) kapsamındaki sigortalının kendisinden kaynaklanan sebeplerle tedavi süresinin uzaması, iş göremezliğinin artması halinde ne gibi işlem yapılır?

a-) Sigortalının kendisinden kaynaklanan sebeple veya hekim tavsiyesine uymaması sebebiyle tedavi süresinin uzaması iş göremezlik oranının artması halinde, ödenecek iş göremezlik ödeneği Kurumca dörtte birine kadar eksiltilerek ödenir.

b-)Sigortalının ağır kusuru yüzünden iş kazası geçirmesi veya meslek hastalığına tutulması halinde kusur derecesi esas alınarak iş göremezlik ödeneği üçte birine kadar Kurumca eksiltilerek ödenir.

c-)Kasdi hareketi yüzünden iş kazasına uğrayan, meslek hastalığına tutulan, hastalanan yada Kurumun yazılı bildirimine rağmen tedavi kabul etmeyen sigortalıya iş göremezlik ödeneğinin yarısı ödenir.

d-) Tedavi gördüğü hekimden tedavisinin sona erdiğine ve çalışabilir olduğuna dair belge almaksızın çalışan sigortalıya iş göremezlik ödeneği ödenmez, ödenmiş olanlar geri alınır.

 

-(4/b) kapsamındaki sigortalının iş kazası, üçüncü bir kişinin kusuru yüzünden meydana gelmiş ise, ne gibi bir işlem yapılır?

 

   Sigortalıya veya hak sahiplerine yapılan ve ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değerinin yarısı, kusurlu görülen üçüncü kişiden rücu edilir.

 

- İş kazasının geç bildirilmesi halinde ne gibi işlem yapılmaktadır?

   İş kazasının Kuruma Kanunda belirtilen süreler içerisinde bildirilmemesi halinde, olay tarihi itibariyle Kuruma bildirim yapılıncaya kadar Kurumca sigortalıya ödenecek geçici iş göremezlik ödenekleri işvereninden tahsil edilir. (4/b) sigortalılara ise geçici iş göremezlik ödeneği ödenmez.

 

-Bir sigortalıda iş kazası, meslek hastalığı, hastalık ve analık hallerinden birkaçı birleşirse, geçici iş göremezlik ödeneğinin hangisi verilir?

    Geçici iş göremezlik ödeneğinden en yüksek olanı sigortalıya ödenir.

 

-Kuruma bildirilen iş kazası iddiasının soruşturulması kimler tarafından yapılır?

    Kuruma bildirilen olayın iş kazası sayılıp sayılmayacağı hakkında bir karara varılabilmesi için gerektiğinde Kurumun denetim ve kontrol ile yetkilendirilen memurları tarafından veya Bakanlık İş Müfettişleri tarafından soruşturma yapılır. Bakanlık İş Müfettişlerinin rapor ve tutanaklarında gerekli bilgilerin yer alması veya yargı kararının bulunması halinde tekrar inceleme talep edilmez.

 

-4/a kadın sigortalının çocuğuna süt vermek için ayrılan sürede meydana gelen olaylar iş kazası sayıldığı halde; kendi adına ve bağımsız çalışan kadın sigortalıların (4/b) süt izni sırasında meydana gelen kaza ne sebeple iş kazası sayılmamaktadır?

     5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin a bendi kapsamında çalışan kimselerden emziren kadın sigortalıya 4857 sayılı İş Kanunun 74 üncü maddesinin son fıkrası hükmü gereğince kadın işçilere 1 yaşından küçük çocuklarını emzirmeleri için günde toplam bir buçuk saat süt izni verilmesi öngörüldüğü halde Kanunun 4 üncü maddenin b bendi kapsamındaki sigortalılar yönünden böyle bir düzenlemenin olmaması ve doğum yapan 4-b kapsamındaki kadın sigortalının çocuğuna süt vermesi için iş yerinde bulunma mecburiyeti bulunmamaktadır.

-İş kazası geçiren sigortalıya yapılan sağlık yardımları nelerdir?

 

     İş kazası geçiren sigortalının prim ödeme gün sayısına bakılmaksızın derhal tedaviye alınmasına müteakip belirli süreye bağlı olmaksızın tedavisi devam eder. Daha sonra bu iş kazasına bağlı arızanın nüksetmesi halinde yeniden sağlık yardımı yapılır.

 

- Meydana gelen iş kazasında işverenin yükümlülüğü nelerdir?

     Meydana gelen kaza olayını kazadan sonraki üç iş günü içerisinde Kuruma bildirmekle yükümlüdür.

-Meydana gelen iş kazasında sigortalının yükümlülüğü nedir?

      Meydana gelen kaza olayını kazadan sonraki üç iş günü içerisinde işverenine veya Kuruma bildirmekle yükümlü olup ayrıca tedavi yapan hekimin bildirdiği tedbir veya tavsiyelere uymak zorundadır. Aksi takdirde tedavisi uzar yada malul kalır veya maluliyet derecesi artarsa geçici iş göremezlik ödeneğinden ve bağlanan gelirden indirim yapılır.

 

-İş kazası geçiren sigortalıya istirahatli bırakıldığı sürelere ait geçici iş göremezlik ödeneği ödenir mi?

      İş kazası geçiren sigortalıya istirahatlı bırakıldığı her gün için prim ödeme gün sayısına bakılmaksızın geçici iş göremezlik ödeneği ödenir.

 

-İş kazası geçiren sigortalı yurtdışında tedaviye gönderilir mi?

    Yurt içinde tedavisi mümkün olmadığı durumlarda yurtdışına tedaviye gönderilir.

 

-İş kazası geçiren sigortalıya hangi protezler verilir?

    İş kazasından meydana gelen arızasına istinaden sağlık kurulu raporu ile kullanmasına gerek gösterilen her türlü protez araç ve gereç temin edilir.

 

-İş kazası geçiren sigortalıların bu sigorta kolundan sağlanan yardımlar için kaç gün prim ödeme gün sayısı şartı aranır?

      İş kazası geçin sigortalıların iş kazası sigortası kolundan sağlanan yardımlardan yararlanması için herhangi bir prim ödeme gün sayısı şartı aranmamaktadır.

 

-İş kazası geçiren sigortalının prim ödeme gün sayısı yeterli olmaması halinde sağlık yardımlarından faydalanır mı?

     İş kazası sigorta kolunda hastalık sigortasında olduğu gibi herhangi bir prim ödeme gün sayısı aranmamakta, iş kazası geçiren sigortalı

işveren tarafından derhal en yakın sağlık kuruluşuna götürerek tedavisini yaptırması gerekmektedir.

 

-İşverence özel sağlık tesisine götürülen iş kazası geçirmiş sigortalıya yapılan ve işverence ödenmiş olan hastane faturası işverene ödenir mi?

      İş kazasının yasal süresi (kazadan sonraki 3 iş günü) içinde Kuruma bildirilmiş olması halinde ödenir.

-İş kazası nedeniyle tespit edilen maluliyet oranına itiraz edilebilir mi?

        İş kazası nedeniyle tespit edilen maluliyet oranının yeniden değerlendirilmesi Sosyal Sigortalar Yüksek Sağlık Kurulunca yapıldığından dilekçe ile başvurmak suretiyle itiraz edilmesi mümkün bulunmaktadır.

TRAFİK KAZALARINDA Kanmaz Hukuk Bürosu Olarak tecrübeli kadrosuyla en çok hizmet verdiğimiz alandır)

HUKUKİ SORUMLULUK VE SİGORTA

       Çalışmamız konusu Kanmaz Hukuk Bürosu olarak trafik kazalarında hukuki sorumluluk ve sigorta olup, çalışmamızın başında öncelikle işleten konusu üzerinde durmamız gerektiğini düşünmekteyim. İşletenin tanımını yapacak olursak,

İşleten: Araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.

 

      KTK 85. maddesinde motorlu bir araç işleteninin sorumluluğu, kusura dayanmayan bir tehlike sorumluluğu olarak düzenlenmiştir. Bu düzenleme; karayollarındaki motorlu araçların işletilmesinin doğurduğu büyük tehlike, bunların zarar doğurmaya müsait oluşu, sürücünün ekonomik durumun genelde zayıf olması gibi zarara uğrayan tarafı himaye düşüncesinden doğmuştur.

 

     Motorlu bir aracın işletilmesi cismani bir zarara ya da bir şeyin hasara uğramasına sebep olursa işleten kusursuz olarak sorumlu olacaktır. İşletenin bu sorumluluğu, ağırlaştırılmış kusursuz sorumluluk, başka bir deyimle tehlike sorumluluğudur. Eğer ortada bir zarar varsa karine olarak bu zarar motorlu araç işletilmesinin tabi ve normal bir sonucudur. Dolayısıyla bu sonuçtan motorlu aracı işleten sorumludur. KTK 85/1 göre işletenin sorumluluğu kusur sorumluluğu olmadığı gibi, B.K. 55. maddesinde öngörülen objektif özen ödevinin ihlaline dayanan bir sebep sorumluluğu da değildir. Bu itibarla işleten hiçbir kusuru olmazsa da, aracın işletilmesinin sebep olduğu zararı tazmin etmekle sorumludur. Sorumluluk kusura dayanmamaktadır.

 

    İşletenin sorumluluğu için, KTK 85/1. maddesinde kusur aranmadığı gibi, sorumluluktan kurtulmak için de aynı yasanın 86. maddesinde öngörülen durumların söz konusu olması gerekmektedir. Yani ortada illiyet bağını kesen sebeplerin bulunması gerekir. Bunlar;

 

- Zararın mücbir sebepten,

- Zarar görenin veya 3. kişinin ağır kusurundan,

- araçtaki teknik bir bozukluk veya noksanlığın kazaya sebep olmamasıdır.

 

    Aracın işleteni, kusursuzluğunu ispat etmek zorundadır. Yoksa zarar gören kişi araç işleteninin kusurlu olduğunu ispat etmek zorunda değildir.

 

   1996 yılında KTK yapılan değişiklikle teşebbüs sahibine de sorumluluk getirilmiştir. Buna göre, otobüslerde yapılan yolculuklarda, otobüsün bir işletmenin adı altında veya işletme tarafından işletilmesi sırasında meydana zararlardan teşebbüs (işletme) sahibi de işleten ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.  www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

İşletme halinde olan aracın sebep olduğu trafik kazası nedeniyle sorumluluk şartları;

 

- Ortada bir zarar olmalıdır. Zarar, motorlu aracın yada araçta bulunan yolcunun yada araç dışındaki bir kişinin malının zarara uğramasıdır. Kişilerin cismani zararları da bu kapsamdadır.

- Zarar Motorlu araç tarafından verilmelidir.

- Zarar Motorlu aracın işletilmesi neden olmalıdır. KTK 85. maddesinde bu durum açıklanmış olup, aracın trafiğe çıkarılmış olması ve kullanılması sırasında zararın meydana gelmesi gerekmektedir.

- Zararın meydana gelmesi ile aracın işletilmesi arasında illiyet bağı bulunmalıdır.

 

Yukarıda işletenin tanımını yaptık. Şimdi de KTK 85. maddesine göre; işletenin sorumluluğuna bakalım. Öncelikle kim işleten olur sorusuna cevap bulmamız gerekmektedir.www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

Gerçek işleten;

 

      Araç sahibi olan kişi; gerçek işleten aracın trafik kaydında malik olarak görülen kişidir. Kanmaz Hukuk Bürosu olarak karşılaştığımız durum olarak Uygulamada genellikle aracın işleteni ile aracın sahibi aynı kişidir. KTK 85. maddesine göre aracın işletenini tespit etmek için öncelikle aracın trafik kaydına bakmalıyız. Genel olarak trafik sicilinde araç sahibi olarak görünen kişi işletendir. Bu husus yasal karinedir. Ancak kayıtta araç sahibi olarak görünen kişi, aracının noterde satmamış olsa dahi, adi satışla satın alan aracı fiili ve ekonomik hâkimiyetine almış ise (aracın vergisini, sigortasını ödüyorsa, aracın trafiğe çıkartılıp çıkartılmamasına karar veriyorsa) bu kişi aracı noter satışıyla satın almamasına rağmen aracın işleteni sayılmaktadır.Kanmaz Hukuk Bürosu .Bu nedenle zarar gören kişi aracın tescil kaydında görünen kişiye değil de başkasına ait olduğunu her türlü delille ispat edebilir.

     Aracın mülkiyeti muhafaza kaydıyla satılması halinde noter tarafından tutulan sicilde alıcı sıfatıyla üzerine kayıtlı olan kişi de işleten sayılır.

     Motorlu aracın kiracısı veya ariyet alanı

    Motorlu aracı kendi adına, tehlikesi kendisine ait olmak üzere işleten ve araç üzerinde fiili tasarrufta bulunan,

 

Farazi İşleten;

 

-Motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunanlar,

- Yarış düzenleyiciler,

-Motorlu aracı çalan veya gasp edenler,

 

İşletme Alanı;

 

-Motorlu araç kazası karayolunda olmalıdır.

- Kazayı meydana getiren araç motorlu araç olmalıdır.

-Hemzemin geçitlerde meydana gelen trafik kazalarında da 2918 sayılı KTK hükümleri uygulanmaktadır. Bu durumlarda DDY idaresi de hemzemin geçitlerde meydana gelen işleten sayılır. Yargıtay birçok kararında buna değinmektedir. Hemzemin geçit, karayolu ile tren yolunun kesiştiği yerlerdir.

www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

İşletenin sorumluluktan kurtulması yada sorumluluğun azaltılması şartları;

 

     KTK 86. maddesinde işletenin veya teşebbüs sahibinin sorumluluktan kurtulması düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre işletenin sorumluluktan kurtulması son derece zorlaşmıştır. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

    Buna göre işleten önce zararın mücbir bir sebep veya zarar görenin yada 3. bir şahsın ağır kusurundan kaynaklandığını ve illiyet bağının kesildiğini ileri sürecek, sonra da olayda ne kendisinin ne de eylemlerinden olduğu kimselerin kusuru bulunmadığını ispatlayacaktır Ancak 86. madde bununla yetinmemiş, zararın meydana gelmesine araçtaki bir bozukluğun etken olmaması koşulunu da birlikte aramıştır.

 

    Sorumluluktan kurtulamayan işleten kazanın oluşumunda zarar görenin kusuru bulunduğunu ispat ederse ( www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz ) , tazminat miktarı kusur derecesine göre indirilir.

 

Hatır Taşınması (Madde 87);

 

    Yaralanan veya ölen kişi hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmişse işletenin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk genel hükümlere uymaktadır. Yani bu durumda, KTK hükümleri değil genel hükümler uygulanır; Örneğin B.K hükümleri uygulanır.

 

    Bu nedenle hatır taşıması söz konusu ise Zorunlu Trafik Sigortasından faydalanma imkânı yoktur. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

Zarar verenlerin birden çok olması (Madde 88);

 

   Bir aracın katıldığı bir kazada bir 3. şahsın uğradığı zararlardan dolayı birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa bunlar müteselsil olarak sorumludur. Birden çok kişinin sorumlu tutulduğu durumlarda zarara neden olanlar kusurları oranında zarara katlanırlar.

Aynı zarardan sorumlu olanlar müteselsil sorumlu olup B.K 141. madde gereğince borçlulardan her biri borcun tümünden sorumludur. Zarar verenlerin müteselsil sorumlu olmaları için talepte bulunanın bu konuda talepte bulunması şarttır. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

Maddi ve Manevi Tazminat (Madde 90)

 

   Maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularında B.K. haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.

 

   B.K. 41-60 maddelerinde belirtilen hususlar yeni maddi tazminatın biçimi ve kapsamı ile manevi tazminat konularındaki bölümler trafik kazaları nedeniyle meydana gelen zararlarda uygulanacaktır. Ancak manevi tazminat taleplerinde bir farklılık var. Manevi tazminat taleplerinde zaman aşımı süresi Genel hükümlerin aksine KTK109/2 maddesine göre dava cezayı gerektiren bir fiilden değer ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı öngörmüşse bu süre manevi tazminat talepleri açısından uygulanır.

www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

   Trafik kazasında bir kişi ölmüşse; Mirasçıları, ölenin desteğinden yoksun kaldıklarından destekten yoksun kalma tazminatı ile cenaze ve defin masraflarını talep edebileceği, ölenin,ölümü nedeniyle duydukları acı ve üzüntü nedeniyle manevi tazminatta talep edebilirler.

 

   Yaralamalarda; Meydana gelen iş ve güç kaybı nedeniyle iş ve güçten yoksun kalınan gün boyunca, çalışamadığı ve kazançtan yoksun kaldığı için, çalışamayıp yoksun kaldığı kaybı, tedavi görmüşse tedavi masraflarını isteyebilecektir Aynı şekilde manevi tazminat talebinde de bulunabilecektir.

 

   Sakatlanmalarda; Kişi sakatlık oranına göre meydana gelecek iş ve güç kaybına göre zararını talep edebilecek, tedavi masraflarını isteyebilecek ve manevi tazminata hak kazanabilecektir.

 

   Maddi Zararlarda; Araçlara veya eşyalara verilen zararların karşılanmasını isteyebilecektir. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

   Özellikle belirtmek isterim ki, maddi zararlarda araçların kaza nedeniyle uğradıkları diğer kaybın istenebileceğini düşünüyorum. Örneğin; kazada bir aracın ciddi bir şekilde hasarlandığını düşünelim, burada araçta meydana gelen ve aracın tamiri gereken zararı isteyebileceğini, aracın darbeli oluşu nedeniyle uğradığı değer kaybını da isteyebiliriz.

 

   Maddi ve manevi tazminat taleplerinde ( www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz ); Tazminat miktarları tarafların olaydaki kusur oranına göre belirlenecektir.

 

SİGORTA

 

Zorunlu Trafik Sigortası (Madde 91)

 

   Zorunlu Mali sorumluluk sigortası, sigorta ettirenin, 3. kişilere verdiği onun karşılamak üzere hem üçüncü kişileri hem de sigorta ettireni koruma amacıyla oluşturulmuş bir zarar sigortası türüdür. İşletenlerin KTK 85. maddesindeki sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortasını yapmaları zorunludur. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

    Zorunlu mali sorumluluk sigortası yaptırmayan araçların trafiğe çıkması yasaktır. Zorunlu trafik sigortası işletenin KTK göre sorumluluğunu karşılamak üzere kurulmuştur. Bu sigorta türü işletenin B. Kişilere verdiği zararları karşılamak amacıyla düzenlenmiştir. Yani Trafik sigortası işletenin 3. kişilere verdiği zararları karşılamaktadır. İşletenin kendisine gelen zararlar sigorta kapsamı dışındadır.www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

      Örneğin; sigortalı aracın tek taraflı maddi hasarlı bir kaza yaptığını düşünelim. Burada sigortalıya ait araç 3. bir kişiye zarar vermediği için bu araçtaki maddi zarar sigorta kapsamı dışındadır. Aynı aracın bir yayaya çarpıp öldürdüğünü ve aracın kusurlu olduğunu düşünelim. Bu durumda yaya 3. kişi konumunda olduğundan bu zarar sigorta kapsamında kalmaktadır.

Zorunlu Trafik sigortasında; sigortacının(sigorta şirketinin) sorumluluğu limitle sınırlıdır. Limitin üzerindeki zarardan sorumlu değildir. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

Zorunlu Trafik sigortasından faydalanma şartları;

 

-İşletenin kendisinin uğrayacağı bir zarar söz konusu olmamalıdır,

 

-Motorlu bir aracın söz konusu olması gerekir.

 

- Sigorta kapsamındaki kaza karayolunda olmalıdır,

 

-Motorlu araç işletme halinde olmalıdır.

 

-Hatır taşıması söz konusu olmamalıdır.

 

   Zarar görenin beraberinde bulunan eşyanın zarar görmesi gereklidir. Burada zarar görenin beraberinde bulunan bagaj ve benzeri eşya dışında araçta taşınan eşyanın uğradığı zarardan işletenin sorumluluğu genel hükümlere tabidir.Yani zarar görenin bagaj ve benzeri eşyanın zarar görmesi halinde sigortacının sorumluluğu bulunmaktadır.

 

  Aracın çalınma ve gasp edilmesinde işleten ve eylemlerinden sorumlu kişilerin kusurunun bulunmaması gerekir. Yani işletenin aracın çalınması veya gasp edilmesinde araç işleteni veya işletenin eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin kusuru yoksa araç işleteninin sorumlu olmaması nedeniyle sigortacının da sorumluluğu bulunmamaktadır.

 

   Motorlu bisiklet sürücülerinin uğradığı zarardan sigorta şirketi sorumlu değildir.

 

Araç sürücüsünün zarar görmesi halinde Sigortacının sorumluluğu (Madde 91);

 

    KTK 91. maddesine göre, zorunlu trafik sigortamda, sigortacı işletenin aynı yasanın 85/1. maddesindeki hukuki sorumluluğu üzerine alır. Anılan maddeye göre, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına sebep olursa işleten bu zararlardan sorumlu olacaktır. Sigortacının bu kapsamda ki sorumluluğunu sınırlayan KTK 92. maddesinde araç sürücüsünün sigorta kapsamı dışında kaldığına dair bir hüküm olmadığı için araç sürücüsünün zarar görmesi halinde (mesela ölümü)sigorta şirketinden tazminat talep edilebilecektir. Ancak araç sahibi ile sürücü aynı kişi ise veya sürücü kusurlu ise sigortadan faydalanamaz.

 

Sigorta şirketinin araç sahibine rücu hakkı;

 

   Kazada araç sahibi %100 kusurlu olsa dahi, sigorta şirketi, kendisine sigortalı aracın sahibine ve sürücüsüne rücu edemez. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

Zorunlu Trafik Sigortası dışında kalan hususlar (Madde 92);

 

    İşletenin bu konu uyarınca eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere karşı yöneltebileceği talepler, bilindiği gibi işleten, sürücünün veya yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur. Buna göre bu kişilerin kusurundan kaynaklanan zararların telafisi için sigortacıya müracaat edilmeyecektir. Yani işletenin sürücüye karşı açacağı rücu davasına konu olabilecek zarardan sigortacı sorumlu değildir. Ancak sürücünün ölmesi halinde sigortacının sorumluluğu devam edecektir. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

  İşletenin, eşinin, usul ve fürunun, birlikte yaşadığı kardeşlerinin mallarına gelen zararlarda sigorta kapsamı dışındadır. Burada sadece mallara gelen zararlardan bahsedilmiştir. Ayrıca kardeşlerin mallarına gelen zararlarda sigortacının sorumlu olmaması için kardeşin birlikte yaşamış olması gerekir.

 

  İşletenin, bu kanun uyarınca sorumlu tutulmadığı şeye gelen zararlara ilişkin talepler, mesela KTK kapsamına girmeyen bir olayda bir şeye gelen zarardan sigortacı sorumlu değildir. Yâda hatır taşıması söz konusu ise, KTK hükümleri değil de genel hükümler uygulanacaktır. Bu nedenle de KTK hükümleri uygulanmayacağından sigortacının sorumluluğu söz konusu değildir.

 

  KTK 105. maddesinin 3. fıkrasına göre zorunlu mali sorumluluk sigortasının teminatı altında yapılacak motorlu araç yarışlarındaki veya yarış denemelerindeki kazalardan doğan talepler;

 

  Motorlu araçta taşınan eşyanın uğrayacağı zararlar.

  Manevi tazminata ilişkin talepler.

 

  Yukarıda belirtilen hususlarda zarar gören kim olursa olsun doğrudan sigorta şirketine müracaat edemeyecektir. Sayılanlar dışında sigorta şirketi 3. kişinin poliçede belirlenen limitler içindeki zararını ödeyecektir.

 

En az sigorta tutarları (Madde 93)

 

Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortasında;

 

   Teminat: Aracın cinsine göre, kişi başına ve kaza başına ödenecek, ölüm, yaralanma tazminatları ile araçta meydana gelecek maddi hasar olarak ödenecek tazminatlarına azami miktarları her yılı ilgili bakanlıkça belirlenip, Resmi Gazetede yayınlanır.

 

  Kazanın meydana geldiği tarihteki poliçe limitleri geçerlidir.

 

  Sigorta priminin ödeneceği zaman; Sigorta şirketinin sigorta poliçesinden doğacak sorumluluğun başlaması için mutlaka primin tamamının yada ilk taksidinin ödenmesi gerekmektedir. Uygulamada Zorunlu Trafik Sigortasının priminin tamamı peşin ödenmektedir.

 

Sigortalı aracın değişmesi (Madde 94);

 

    Sigortalı aracın işleteninin değişmesi halinde durumdan kişi ,15 gün önce sigortacıyı durumu bildirmek zorundadır. Sigortacı, Sigorta sözleşmesini, durumun kendisine tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde feshedebilir. Sigortacı sözleşmenin feshi yoluna gitse bile; sigorta sözleşmesi, fesih tarihinden itibaren 15 gün sonrasına kadar geçerlidir.

 

    Burada önem arz eden durum, araç sahibinin değişmesiyle sigorta sözleşmesi kendiliğinden feshedilmiş olmaz. Aracın sahibinin değişmesi ve bunun sigortacıya bildirilmesi halinde sigortacının sözleşmeyi 15 gün içinde feshetme hakkının olmasıdır. Sigortacı, sözleşmeyi ancak haklı bir sebeple feshedebilir.

 

Tazminatın azaltılması veya kaldırılması sonucunu doğuran haller (Madde 95);

 

   Sigorta sözleşmesinden veya kanunda doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran haller zarar görene karşı ileri sürülemez.

      Ödemede bulunan sigortacı, sigorta sözleşmesi veya kanuna göre tazminatın

kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabilir.

 

 Buna göre;KTK Mali Sor.Sigortası Genel Şartnamenin 4. maddesinde bu haller sıralanmıştır.

 

Sigorta sözleşmesine gör; sigortacının sigortalıya rücu edebileceği haller.

 

  Tazminatı gerektiren olay işletenin kastı veya ağır kusuru sonucunda meydana gelmişse,

  Tazminatı gerektiren olay, aracın KTK’ nın hükümlerine göre ehliyetnamesi olmayan kimseler tarafından sevk edilmesi sonucunda meydana gelmişse.

  Kazanın sürücünün uyuşturucu veya keyif verici madde alması nedeniyle veya alkollü içki almış olması nedeniyle meydana gelmişse.

  Aracın çalınması veya gasp edilmesinde araç malikinin kusurlu olması halinde

  Yolcu taşıma ruhsatı olmayan araçların yolcu taşıması veya istiap haddinden fazla yolcu taşınması nedeniyle kaza meydana gelmişse

 

  Yukarıda saydığımız durumlarda, sigorta şirketi, 3. kişinin zararını ödeyecek, ancak ödediği zararın tahsilini teminen kendi sigortalısına müracaat edebilecektir. Yani, sigortacı, sigorta ettirene karşı sahip olduğu defi leri zarar gören 3. şahıslara karşı ileri süremez. Bu düzenleme, kazada mağdur olanları korumak amacıyla yapılmıştır.

 

Zarar Görenlerin Çokluğu (Madde 96);

 

     Zarar görenlerin zarar toplamı, poliçede belirtilen tutarın üstünde ise; sigorta poliçesinde, tedavi masrafları, tedavi masrafları dışındaki tazminat talepleri ve ölüm halinde ödenecek tazminat alacaklarının miktarları belirtilir. Ancak meydana gelen zarar, sigorta poliçesinde teminat altına alınan miktardan fazla ise ne yapılmalı? 96. madde bunun cevabını vermiştir. Buna göre; meydana gelen zarar, sigorta teminatı tutarından fazlaysa zarar görenlerden her birinin sigorta şirketinden talebi, sigorta tutarı tazminat alacakları toplamına olan oranına göre indirime tabi tutulur.

Bunu formüle edersek;

 

Poliçede belirtilen kaza başına ödenecek tazminat x zarara uğrayan tazminat alacağı,    www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

tüm zarara uğrayanların zararları toplamı .  www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

    Bu tarz hesaplama yapabilmek için zarara uğrayanların tümünün zarar miktarlarının bilinmesi gerekir. Aksi halde bu tarz hesaplama olanağı yoktur.

 

    Maddenin 2. fıkrasında sigorta şirketinin, diğer zarar görenlerin bulunduğunu bilmeksizin yaptığı ödemenin sonuçları gösterilmiştir. Buna göre meydana gelen trafik kazasında sigortacının ödeme talebinde bulunan zarar görenin dışında başkaca zarar görenlerin olduğunu bilmesine olanak yoksa (mesela kaza raporlarında zarar görenlerin hepsinin ismi belirtilmemişse)ve sigortacıda buna göre ödeme yapmışsa, sigortacı iyi niyetli kabul edilir. Diğer şahıslara ödeme yapmaktan kurtulur. Ancak sigortacı zarar görenlerin sayısını bilebilecek durumdaysa iyi niyetli kabul edilmez. Ve bu durumda müracaat edenlerin zararlarını ödemek zorundadır. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

Doğrudan doğruya talep ve dava hakkı (Madde 97)

 

Doğrudan doğruya talep ve dava hakkı zara gören, mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi dava açabilir.

 

Tedavi Giderlerinin Ödenmesi (Madde 98);

 

Motorlu araçların neden oldukları kazada, cismani zarara uğrayan kimse, ilk yardım,muayene ve kontrol veya ayakta,hastanede ve diğer yerlerdeki tedavi giderleriyle tedavisinin gerektirdiği sair masrafları zorunlu sorumluluk sigortasından isteme hakkına sahiptir.

    Tedavi giderleri; Hastane, sağlık yurdu, doktor, muayene, tahlil,ameliyat, refakatçı vs. hizmetlerin ücret ve masrafları, muayene ve tahlil yerlerine gidiş geliş ücretleri, ambulans, fizik tedavi, röntgen,ortopedi tedavisi,protez bedelleri,her türlü ilaç ve munzam gıda bedellerini kapsar.

Birden fazla aracın karıştığı kazalarda; tedavi giderlerinin tazmini için zarar gören kişi sigorta şirketlerinden herhangi birine başvurabilir. Bu durumda ödemeyi yapan sigorta şirketi kusurları oranında diğer sorumlulara rücu edebilir. Yasada ödememin başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içinde ödenmesini öngörmüş olup, buna aykırılık halinde, sigorta şirketini şikayet etme yoluna gidebilirsiniz. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

Tazminat ve giderlerin ödenmesi (Madde 99);

 

    Tazminat ve giderlerin ödenmesi usulü; Sigorta şirketi,hak sahibinin kaza ve zarara ilişkin tespit tutanağını veya bilirkişi raporunu, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren poliçede belirlenen sınırlar dahilinde kalan miktarı 8 iş günü içinde ödemek zorundadır. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

    Sigortaca yapılacak ödeme mahiyeti; sigorta şirketinin zarar görene yapacağı ödeme maktu bir ödeme değildir. Zarar görenin gerçek zararı sigorta şirketince ödenecektir. Ancak yapılacak ödeme de, sigorta poliçesinde belirlenen limitle, sınırlı olup, sigorta şirketi limitin üzerinde ödeme yapmayacaktır.

 

İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası ( madde 100)

 

   Bu sigorta türü doğrudan doğruya zarar gören 3. kişileri koruyan bir sigorta sözleşmesi şeklidir. Sorumlu kişi (motorlu araç işleteni) bu sigorta sözleşmesi ile dolaylı olarak korunmaktadır. Bu sigorta poliçesinin özelliği sigorta tazminatının zorunlu mali mesuliyet sigortası için öngörülen limitlerin üzerinde tespit edilmesidir. Motorlu araç işleteni, zorunlu sigortasını yaptırdıktan sonra dilediği tutarda ihtiyari mali mesuliyet sigortası yaptırabilir.

 

   Daha açık bir anlatımla, araç sahibi bu sigorta ile 3. kişilere ödemek zorunda kalacağı tazminattan dolayı mal varlığında meydana gelebilecek eksilmeyi güvence altına almaktadır.

 

   Bu sigorta türü zorunlu mali mesuliyet sigortasına ilaveten yapılabileceği, başka bir poliçeyle ayna veya başka sigorta şirketine ayrı bir poliçe ile de yapılabilir. Ancak genellikle kasko sigortası poliçesinde ek teminat olarak yapılmaktadır.

 

   İhtiyari mali mesuliyet sigortasına müracaat edebilmek için zararın mecburi mali mesuliyet sigortası limitleri üzerinde olması gerekir.

 

   Öncelikle zorunlu mali mesuliyet sigortasında olduğu gibi, sorumluluğu azaltan ya da kaldıran sözleşme hükümlerinin 3. kişilere karşı etkisi olmayacağı, zarar görenin doğrudan müracaat ederek ya da dava açarak sigorta şirketinden zararını isteyebileceği 100. maddede açıklanmıştır.

 

   İhtiyari mali mesuliyet sigortası kapsamına giren zararın sigortaca ödenebilmesi için öncelikle mecburi mali mesuliyet sigortasına müracaat edilmiş ve mecburi mali mesuliyet sigortası limitleri içindeki zararın ödenmiş olması ve zarar miktarının mecburi mali mesuliyet sigortası poliçesinde belirtilen limitler üzerinde olduğunun sübut olması gerekir.



 

Motorlu Araç Römorkları (Madde 102)

 

Sorumluluğun mahiyeti;

 

     Kazaya Römork neden olmuşsa; sorumluluk KTK 85. ve 86. madde hükümlerine tabidir. Ancak kazaya römork değil de çekilen araç neden olmuşsa bu takdirde sorumluluk B. K. Genel hükümlerine tabidir. Kazaya çekilen aracın sebebiyet vermesi halinde sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmamaktadır. Çünkü bu durumda çekilen araç işletme halinde değildir. Böyle bir durumda sorumluluğun genel hükümlere tabi olmasının bir sonucu da tehlike sorumluluğuna yönelik KTK 85, 86 madde hükümlerinin uygulanmayacak olmasıdır. Sorumluluk B.K 41. maddesine göre yani kusur ilkesine göre belirlenecektir. Zamanaşımı konusunda B.K 60. madde uygulanacak KTK. 109 madde uygulanmayacaktır.

 

   İnsan taşımada kullanılan römorklar (karavan) için ek bir sorumluluk sigortasının yaptırılması gerekeceği maddede açıkça vurgulanmıştır.

 

   Yük taşımaya mahsus römorklarda insan taşınması hususuna değinmekte fayda görüyorum. Kırsal kesimlerde traktör römorkunda sık sık işçilerin taşındığı görülmektedir. Sorumluluk sigortası genel şartlarında tazminatı gerektiren olay, yolcu taşımaya ruhsatı olmayan araçlarla yolcu taşınması yüzünden meydana gelmişse bu durumda sigortacının sigortalayana rücu edebileceği belirtilmiştir.

    

 

Traktör römorkunda insan taşınması nedeniyle meydana gelen kazalarda taşınan kişilerin zarar görmesi halinde, römorka binen bu kişilerin binilmesi yasak olan römorka binmiş olmaları nedeniyle, müterafik kusur yükletilebilmektedir. Römorka kesin bir zaruret sonucu binilmiş ise binen kişiyi kusurlu kabul etmek hakkaniyete aykırı olabilir. Ancak zaruret sonucu binilmemişse kusur yükletilebilecektir.

 

Motorsuz taşıtlar ve motorlu bisiklet (Madde 103)

 

Maddede gerek motorsuz taşıtların gerekse de motorlu bisikletlerin KTK 85. maddesine giren araçlardan olmadığı belirtilmiştir. Bunun bir sonucu olarak bu araçlar için mali sorumluluk sigortası söz konusu olmayacaktır. Bu tür araçların meydana getirdiği kazalardan dolayı, sorumluluk genel hükümlere tabidir. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

Motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyetlerde bulunanlar (Madde 104)

 

-Motorlu aracı gözetim altında bulunduranlar (park işletenler)

- Motorlu aracı onarım için elinde bulunduranlar (tamir onarım yerleri)

- Aracın bakımı ile ilgili mesleki faaliyetlerde bulunanlar (servisler, yıkama yerleri v.s)

- Oto alım-satım yerleri

- Araçta değişiklik yapan yerler (kamyona kasa yapan yerler v.s.)

 

  Bu gibi yerlerde motorlu aracın sebep olacağı zararlarda motorlu araçların bırakıldığı yerlerin sahipleri işleten gibi sorumlu tutulur. Sorumluluk için bu kişilerin anılan faaliyetlerde bulunması ve araç üzerindeki hakimiyetin gerçekleşmiş olması şarttır.www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

  Yukarıda açıkladığımız durumlarda bir zarar meydana gelmiş ise aracın işleteni ve aracın sorumluluk sigortasını yapan sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmamaktadır.www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )



 

Yarışlar (madde 105)

 

    Yarış düzenleyicisinin, yarışa katılanlar ve yardımcı kişilerin yarış esnasında 3. kişilere verecekleri zararları karşılamak üzere bir sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur. Yapılacak olan bu özel tip sigorta nedeniyle zarar gören kişi sigortacıya başvurup zararın tazminini talep edebilecektir.

 

    Yetkili makamlardan izin almaksızın düzenlenen bir yarışta meydana gelen zararlar, zarara sebep olan motorlu aracın sorumluluk sigortası tarafından karşılanır. Böyle bir durumda sigortacı yarış için özel sigortanın yapılmamış olduğunu bilen veya gerekli özenin gösterilmesi halinde bilebilecek olan işletene rücu edebilir. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

   Yarış düzenleyiciler, yarışa katılanların veya onlara eşlik edenlerin araçları ile gösteride kullanılan diğer araçların sebep olacakları gösteriye katılmayan 3. şahısların zararlarından dolayı motorlu işletenin sorumluluğuna ilişkin hükümler uyarınca sorumludur. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

   Buna karşılık yarışçıların veya onlarla birlikte araçta bulunanların uğrayacakları zararlarla, gösteride kullanılan araçların uğradıkları zararlardan dolayı sorumluluk genel hükümlere tabidir.

 

   İzin alınmadan yapılmış olup, bunun bir sonucu olarak özel sigorta yapılmamış ise yarışa katılan aracın sigortacısı, zarar gören 3. kişilere ödemede bulunacak, bu durumda yarış için özel sigorta yaptırmadığını bilen ya da bilebilecek durumda olan işletene rücu edebilecektir. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

Devlete ve kamu tüzel kişilerine ait araçlar (Madde 106)

 

   Yasa hükmünde belirtilen kamu tüzel kişileri de KTK 85. maddesi anlamında işleten niteliği ile ve tehlikesine ilkesine göre zarardan sorumlu tutulmuştur. Bu araçlara mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur.

www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

   DDY’nin Sorumluluğu; Trenler karayolunda değil de ray üzerinde giden araçlar olduğundan KTK tabi değildir. Ancak trenler motorlu araç olduğundan hemzemin geçitlerde meydana gelen kazalardan DDY idaresi KTK hükümlerine işleten olarak sorumludur.

www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

Çalınan veya Gasp edilen Araçlarda Sorumluluk (Madde 107)

 

    Bir aracı çalarak veya gasp ederek ondan izinsiz yararlanan kişi KTK hükümlerine aynen işleten gibi aracın 3. kişilere verdiği zarardan sorumludur.

 

    Aracın çalınmış veya gasp edilmiş olduğunu bilen ve gereken özeni gösterdiği takdirde bilebilecek olan sürücü de onunla birlikte müteselsilen sorumludur. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

     Kanun, gasp veya çalınma sonucunda 3. kişilere uğradığı zarardan aracı işletenin sorumlu olduğunu kabul etmektedir. Ancak bu sorumluluk kusur sorumluluğudur. İşleten kendisinin ya da eylemlerinden sorumlu olduğu kişilerin aracın çalınması veya gasp edilmesinde bir kusuru olmadığını ispatlarsa sorumluluktan kurtulur.

 

    İşletenin sorumluluğu söz konusu ise aracın mali sorumluluk sigortasını yapan sigorta şirketinin de sorumluluğu devam edecektir. Ancak işletenin sorumluluğu yoksa sigorta şirketinin sorumluluğu da yoktur. Çalınmış veya gasb edilmiş motorlu araç bir olaya sebep olmuş ise, işleten de sorumlu değilse kişiye gelen zararlar, Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabı (Garanti Fonu) tarafından karşılanır. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

Alkollü Araç Kullanma Meselesi ve Rücu;

 

   Aracı sürenin, alkolün tesiri altında olup, güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş olması halinde, meydana gelen kazanın sürücünün alkollü oluşunun bir sonucu olması gerekir. Başka bir anlatımla sürücü alkollü olsa da olmasa da kaza meydana gelecektiyse bu durum sigortacının sigortalıya rücu edebilmesi için yeterli bir neden değildir. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

   Sigortacının rücu meselesi, gerek zorunlu olsun, gerekse ihtiyari mali sorumluluk sigortası genel şartlarına göre sigortacı ödediği tazminat tutarınca sigorta ettirenin yerine geçer. Böylece, işletenin (sigorta ettirenin) kazaya sebep olan kişilere karşı açabileceği tazminat davalarını sigortacı açabilecektir.

 

    Benzer bir hükümde Ticaret Kanunu 1301. madde de vardır. Buna göre sigortacı sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren kimse yerine geçer. Sigorta ettiren kimsenin vahi zarardan dolayı 3. şahıslara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder denilmektedir. KTK 95. madde de sigorta şirketinin sigorta sözleşmesine aykırı hallerde 3. şahıslara yapacağı ödeme durumlarında sigorta ettirene başvurabileceği yukarıda belirtilmiştir. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

    Aynı şekilde; KTK 98. maddesinde tedavi masrafları için zarar görenin sigortacılardan herhangi birine başvurabileceği hükmü yer almaktadır. Yine 99. maddede tedavi masrafları dışındaki ödemelerde sigortacının diğer sigorta şirketlerine sorumluluk oranında paylaştırılmasını isteyebilecektir. Burada da rücu meselesi ortaya çıkmaktadır. Bu durumda da ödemeyi yapan sigorta şirketi, diğer sigorta şirketlerine kusurları oranında başvurabilecektir.

 

   Sigortacının (sigorta şirketinin ) Halef sıfatıyla açacağı rücu davasında zaman aşımı; KTK 109. ve B,K 60.madde uyarınca zarar görenin ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halükarda 10yıl içinde dava açılmalıdır. Yani sigorta şirketi rücu davasında zarar görenin (sigortalının) zaman aşımına bağlıdır.

 

    KTK yer almamasına rağmen, Yeşilkart Sigortası, Kasko Sigortası ve Zorunlu Koltuk sigortasına kısaca değinmekte fayda vardır.www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

Yeşilkart Sigortası;

 

   Motorlu taşıtların zorunlu mali mesuliyet sigortasına dahil, Avrupa sözleşmesine dahil seyahat edilecek birbirine yabancı ülkelerin zorunlu mali mesuliyet sigortaları üniform uluslar arası sigortadır.

 

   Bir Türk aracının yabancı bir ülkede, yabancı plakalı bir aracın Türkiye’de kaza yapması halinde kaza yapılan ülkelerin poliçe kapsamında olduğunun anlaşılması halinde sigorta bedeli ödenmektedir.

 

   Türkiye’de yabancı plakalı aracın hasar meydana getirmesi halinde ilgili belgeler eklenerek Türkiye motorlu taşıt bürosuna müracaat edilmesi gerekir.

 

   Anlaşmayı imzalayan ülkelerden birisindeki büronun üyesi olan sigorta şirketi tarafından düzenlenecek bir Yeşilkart poliçesini taşıyan bir motorlu araç, bu anlaşmaya dâhil bir yabancı ülke karayolunda seyrederken kazaya neden olup, bu kazada zarar gören 3. kişiler bulunup da bunlar sigortalıya karşı tazminat talebinde bulunursa, yeşilkart sigortası o ülkede düzenlenmiş zorunlu mali mesuliyet sigortası gibi kabul edilerek, kendi ülkesinde tespit edilen limit dahilinde zarar görenin bu zararını karşılayacaktır. Limitler bakanlar kurulu Kararnamesine göre tespit edilir.

 

Kasko Sigortası;

 

    Sadece sigortalı aracın uğrayacağı hasarların teminat altına alındığı sigorta türüdür. Bu sigorta türünde sigortalı aracın 3. kişilere verdiği zararlar sigorta kapsamında değildir.

 

    Bu sigorta türünde sigorta, aracın kaza sonunda uğradığı hasarı karşılamakta olup, araç sürücüsünün sigortalı kişi olup olmamasının veya sürücüsünün % 100 kusurlu olup olmamasının önemi yoktur. Ancak meydana gelen zarar sigortalının kasti bir hareketi sonucu oluşursa, sigorta şirketi zarardan sorumlu değildir. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

    Aynı şekilde kaza yapan sürücünün ehliyetsiz olması veya sürücünün alkollü olması ve kazanın alkolün etkisiyle meydana gelmiş olması halinde sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmamaktadır.

 

     Kasko sigortasını yapan sigorta şirketi sigortalı aracın hasarını ödedikten sonra kazada kusurlu bulunan kişilere TTK 1301. Maddesi gereğince rücu etme hakkına sahiptir.

 

Ferdi Kaza Zorunlu Koltuk Sigortası;

 

    Uluslar arası veya şehirlerarası yolcu taşıyan otobüslerin yolcuları, sürücüleri ve sürücü yardımcıları, taşımacılık hizmetinin başlamasından bitimine kadar seyahat süresi içinde (mola ve duraklamalar dahil) maruz kalacakları her türlü kaza neticesine karşı sigortalandıkları bir sigorta türüdür.

 

   Bu sigorta türü şehirlerarası yolcu taşımaları hakkında yönetmelik hükümleri gereğince zorunlu olan bir sigorta türü olup, yolcu taşımacılığı yapa otobüslerin bu sigortayı yaptırmamış olması halinde yolcu taşımacılığı yapmalarına izin verilmez.

 

   Bu sigorta türünde sürücü ve yardımcıları ile yolcuların ölüm, yaralanma veya sakatlanmaları halinde sigortaca tazminat ödemesi yapılmakta, tedavi giderleri karşılanmaktadır. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

    5684 sayılı Sigortacılık Kanunu ile mülga 7397 Sayılı Sigorta Murakabe Kanunu'nun değişik 29. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu'nun 25 Şubat 2004 tarih ve 25384 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 2004/6789 sayılı kararı ile “Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası “ ihdas edilmiş olup, anılan Bakanlar Kurulu kararı uyarınca 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu hükümleri çerçevesinde yolcu taşımacılığı yapan taşımacılara taşıyacakları yolcular için zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası yapma mecburiyeti getirilmiş, aynı düzenlemede bu yükümlülüğe uymayanların yolcu taşımacılığı yapamayacakları hükme bağlanmış bulunmaktadır.


    Denetimler sırasında, başlamış bulunan bir taşıma için karayolu yolcu taşımacılığı zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası yapılmadığının tespit edilmesi durumunda, denetim elemanlarınca, en yakın yerleşim noktasına kadar taşımanın devamına izin verilir. Bu yerleşim noktasında gerekli sigortanın yaptırılması halinde taşımaya devam edilir ve ayrıca ilgili makamlarca durum Ulaştırma Bakanlığına bildirilir. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )


     Bu düzenleme ile 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu Hükümleri çerçevesinde yolcu taşımacılığı yapan kişiler , taşıdıkları yolcu ile taşıma sözleşmesi yapmakla bir nevi ferdi kaza sigortası türü olan zorunlu koltuk sigortasını da yolcular lehine yaptırma yükümlülüğü altına girmiş bulunmaktadırlar. Bu yükümlülük yerine getirilmemiş ise, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca zorunlu koltuk sigortası ile saptanan geçerli teminat tutarını Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezdinde kurulan Güvence Hesabı karşılamak zorundadır.

    Gerçekten de, 5684 sayılı Kanun'un 14/2-b maddesinde “Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar” ın Güvence Hesabı'ndan karşılanacağı hükme bağlanmış olup, maddenin 1. fıkrasında 7397 Sayılı Sigorta Murakabe Kanunu çerçevesinde ihdas edilmiş olan zorunlu sigortalar da kapsam dahilinde sayılmış ve Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası da 7397 sayılı kanun çerçevesinde ihdas edilmiş olduğuna göre zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası da Güvence Hesabı kapsamına giren bir sigorta türüdür.


    Diğer yandan, zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası tür itibariyle can sigortası türü olup, rizikonun gerçekleşmesi ile sigortalı ölmüş ise poliçede ölüm halinde ödenecek sigorta bedeli gösterilmiş bulunduğundan ve sigortanın bu bölümü bir meblağ sigortası niteliğinde olduğundan gerçek zarar hesaplamasına girişilmeksizin bu miktarın aynen ödenmesi gerekmektedir. Bu tip sigortalarda sigorta bedeli maktu olup, alacak likit bir alacak niteliğindedir. Bu sigorta türünün bir özelliği de maktu bir sigorta türü olmasıdır. Özellikle ölüm halinde sigorta poliçesinde belirlenen limitin tamamı hiçbir kesinti yapılamadan ödenir. Yani destekten yoksunluk hesabı yapılmaz.

www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

Yargıtay Kararları :


    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 11.09.2000 tarih ve 2000/5592 E., 2000/6636 K. sayılı kararında aynen ; Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, ferdi kaza koltuk sigortasının maktu bir sigorta türü olduğu, murisin sigortalı araçta yolcu olması nedeniyle kusurunun söz konusu olmadığı, poliçe teminatının maktu olması nedeniyle destekten yoksunluk miktarının hesaplanması gerekmediği, teminatın likit olması nedeniyle de inkâr tazminatı isteminin yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.

      Yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 19.02.2001 tarih ve 2000/10348 E. 2001/1415 K. sayılı kararında; Otobüs zorunlu koltuk ferdi kaza sigortası tür itibariyle can sigortası türü olup, rizikonun gerçekleşmesi ile sigortalı ölmüş ise poliçede ölüm halinde ödenecek sigorta bedeli gösterilmiş bulunduğundan ve sigortanın bu bölümü bir meblağ sigortası niteliğinde olduğundan gerçek zarar hesaplamasına girişilmeksizin bu miktarın aynen ödenmesi gerekmektedir. Bu tip sigortalarda sigorta bedeli maktu olup, yargılama yapmayı gerektirmediğinden alacağın likit bir alacak niteliğinde bulunması nedeniyle itirazın iptali davası olarak açıldığı taktirde talep halinde ve sair şartlar oluştuğunda davacılar yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesi de mümkündür.

      Sakatlık hallerinde ise Zorunlu Koltuk Sigorta Poliçesinden yapılabilecek ödeme miktarının Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları ışığında belirlenmesi gerekir. Buna ilişkin olarak Yargıtay 11. hukuk Dairesi'nin 01.02.2005 tarih ve 2004/2410 E. 2005/632 K. sayılı kararında aynen; Otobüs Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları'nın 6/B maddesinde “İşbu poliçe ile temin edilen bir kaza, sigortalının derhal veya kaza tarihinden itibaren iki sene zarfında daimi surette maluliyetine sebebiyet verdiği takdirde tıbbi tedavinin sona ermesini ve daimi sakatlığın kesin olarak tesbiti sonucunda, daimi sigorta bedeli aşağıda belirtilen nispetler dahilinde kendisine ödenir.” hükmü yer almakta ve ekli cetvel ile hangi uzvun kaybı nedeniyle ne oranda sigortalıya ödeme yapılacağı belirlenmiş olup, anılan maddenin devamında ise “daimi sakatlık oranlarının tayininde sigortalının meslek ve sanatı nazarı itibara alınmaz” hükmü mevcuttur. Bu durumda, davacıya Zorunlu Koltuk Sigorta Poliçesinden yapılabilecek ödeme miktarının anılan hükümler ışığında belirlenmesi gerekir. Demektedir.


 

Güvence Hesabı;

 

    Zarara uğrayanın, karşısında muhatap bulamadığı hallerde zararını sineye çekmesi hukuka uygun değildir. Bu nedenle zarar gören 3. kişilerin Güvence hesabına başvurabileceği hüküm altına alınmıştır. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

   Zarara uğrayanın, karşısında zararını talep edebileceği bir muhatap bulamadığı durumlarda zararına katlanması uygun görülmediğinden 2918 sayılı KTK. 107. maddesinin 14.06.2006 tarih 26552 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 5684 sayılı kanunun 45. maddesi ile mülga 3. fıkrasına ve yine 2918 sayılı kanunun aynı kanun ile mülga 108. maddesine göre Garanti Fonuna (Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabı'na) başvurabileceği öngörülmüş idi.


   Zorunlu mali mesuliyet sigortasına tabi olması gereken, ancak sigorta yaptırmamış ya da plakası tespit edilememiş bir aracın kişiye verdiği zararlarla, sorumluluk sigortası yapmış olan sigorta şirketinin iflas etmiş olması nedeni ile zararı ödenmeyen kişilerin kişiye ya da mala gelen zararları, işletenin sorumluluk kurallarına göre sigorta tazminat sınırları içersinde Garanti Fonu kapsamına alınmış idi. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )


     KTK. mülga 108. maddesinde, zorunlu malî sorumluluk sigortasına tabi motorlu araçların sebep olacakları zararların, belirtilen durumlarda işletenin sorumluluğuna ilişkin kurallar uyarınca geçerli teminat tutarları dahilinde karşılanması amacıyla, Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezdinde bir ”Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabı" (Garanti Fonu) oluşturulmuş idi.

 

 Belirtilen durumlar;

 

- Kazayı yapan motorlu aracın tespit edilmemesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için, www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

-Kazanın meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dahilinde zorunlu malî sorumluluk sigortasını yaptırmamış olan işletenlerin neden olduğu bedensel zararlar için,

 

- Zorunlu malî sorumluluk sigortasını yapan sigortacının (Ek ibare: 4896 - 17.6.2003 / m.1) "malî bünye zafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da" iflası halinde sigortacının ödemekle yükümlü olduğu maddî ve bedensel zararlar için,

 

- 8 inci maddenin (b) bendi ile 107 nci maddenin son fıkrasında öngörülen durumlar için, www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )


     Görüldüğü gibi düzenleme sadece zorunlu mali sorumluluk sigortasına tabi motorlu araçların sebep olacakları zararlarla sınırlıydı. Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabı 14 Haziran 2007 tarih ve 26552 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesiyle kurulan “Güvence Hesabı'na devredilmiş olup, anılan kanunun geçici birinci maddesi ile Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabı'nın tüm sorumlulukları alacakları ve yükümlülükleri ile birlikte Güvence Hesabı'na devir olmuştur.

     5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesine göre ;“Bu Kanunun 13 üncü maddesi, 13/10/1983 tarihli ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve 10/7/2003 tarihli ve 4925 sayılı Karayolu Taşıma Kanunu ile ihdas edilen zorunlu sorumluluk sigortaları ile bu Kanunla mülga 21/12/1959 tarihli ve 7397 sayılı Sigorta Murakabe Kanunu çerçevesinde ihdas edilmiş olan zorunlu sigortalara ilişkin olarak aşağıdaki koşulların oluşması halinde ortaya çıkan zararların bu sigortalarla saptanan geçerli teminat miktarlarına kadar karşılanması amacıyla Türkiye Sigorta ve Reasürans Şirketleri Birliği nezdinde Güvence Hesabı oluşturulur.

Hesaba;
 

-Sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için,

 

-Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için, www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

- Sigorta şirketinin malî bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası halinde ödemekle yükümlü olduğu maddî ve bedensel zararlar için,

 

- Çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca işletenin sorumlu tutulmadığı hallerde, kişiye gelen bedensel zararlar için,

 

- Yeşil Kart Sigortası uygulamaları için faaliyet gösteren Türkiye Motorlu Taşıt Bürosunca yapılacak ödemeler için, www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

başvurulabilir. Bakanlar Kurulu, gerekli görülen hallerde, eşyaya gelecek zararların kısmen veya tamamen Hesaptan karşılanmasına karar vermeye yetkilidir.”

     Öncekinden farklı olarak Güvence Hesabı'nın geçerli teminat tutarları dahilinde karşılayacağı zorunlu sigortaların kapsamı genişletilmiş ve Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası da bu kapsama alınmıştır. Güvence Hesabı kapsamındaki sigortalar;


 

- Karayolu Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk sigortası

- Zorunlu Karayolu Taşımacalık Mali Sorumluluk Sigortası

- Karayolu Yolcu Taşımacılığı Zorunlu Koltuk Ferdi Kaza Sigortası

- Tüpgaz Zorunlu Sorumluluk Sigortası

- Tehlikeli Maddeler Zorunlu Sorumluluk sigortası

- Yeşil Kart Sigortası Ödemeleri


   Güvence Hesabı, yukarda belirtilen zorunlu sigortaların sağladığı teminatlara ilişkin olarak; sigortalının belirlenememesi, rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli sigortanın bulunmaması veya çalınmış ya da gasp edilmiş araçlarla kazaya sebebiyet verilmesi durumlarında, kazalarda zarar gören kişilerin, sigorta güvencesinden yoksun kalmaları nedeniyle uğrayacakları bedeni zararların giderilmesi amacıyla kurulmuştur.
Hesab'ın bu amacına ek olarak, kapsamında bulunan zorunlu sigortaları yapan sigortacının mali bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası halinde sigortacının ödemekle yükümlü olduğu maddi ve bedensel zararların karşılanmasında Güvence Hesabı'nın görevleri arasında tanımlanmıştır. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )


 

   Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabı(Garanti Fonu) karşıladığı zararlar ve şartları;

- Kaza yapan aracın tespit edilememiş olması halinde; kişiye gelen bedensel zararlar, ölüm halinde destek zararı, yaralanma halinde tedavi giderleri,

 

- Motorlu aracın sigorta yaptırmamış olması halinde; kişiye gelen bedensel zararlar, ölüm halinde destek zararı, yaralanma halinde tedavi giderleri,

 

- Sigortayı yapmış sigorta şirketinin mali bünye zafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası halinde; bu durumda hem mala hem de bedensel zarara ilişkin zararlar ödenir. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

- Çalınmış ya da gasp edilmiş aracın kazaya neden olması halinde KTK 107. maddede öngörülmüş durumlarda (kişiye gelen zararlar) burada garanti fonunun zararı karşılaması için araç sahibinin aracın çalınmasında veya gasp edilmesinde hiçbir kusurunun bulunmaması şartı aranmaktadır. Araç sahibi kusurlu ise garanti fonu sorumlu olmaz. Aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasını yapan sigorta şirketi sorumludur.

 

    Kazaya sebep olan aracın işleteninin sonradan bulunması halinde Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabı, işletene ve sigortacısına rücu edebilir; diğer durumlarda da Karayolu Trafik Garanti Sigortası Hesabının sorumlulara başvurma ve sigortacının iflas masasına katılma hakları saklıdır.

 

Zamanaşımı (Madde 109);

 

1-KTK kapsamında zamanaşımı;

 

- Mala gelen zararlarda; zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten iki yıl ve her halükarda kaza tarihinde itibaren 10 sene,

- Kişiye gelen zararlarda;

 

  Maddi zararlar; zarar gören, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten iki yıl ve her halükarda kaza tarihinde itibaren 10 sene,

 

   Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüşse; ceza kanununda ceza için öngörülen zamanaşımı süresi uygulanır. Burada sürücü veya işleten ayırımı yapılmamıştır. Uzatılmış zamanaşımının uygulanması için sürücünün mahkûm olması şartı aranmaz. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

- Manevi tazminatta zamanaşımı; KTK 90. maddesinde manevi tazminatta B.K.’nun haksız fiile ilişkin hükümlerinin uygulanması hüküm altına alınmış olup, buna göre; B.K. 60. maddesine göre 1 yıllık zamanaşımı süresi öngörülse de, Yargıtayın bir kararında “dava cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bur zamanaşımı süresi öngörmüşse bu süre manevi tazminat açısından da uygulanır”

 

2-KTK kapsamına girmeyen haksız fiillerde zamanaşımı;

      B.K. 60. maddesine göre zamanaşımı, zarar görenin zararı ve faili öğrenmesinden itibaren 1 yıl ve her halükarda 10 yıldır. Ancak eylem suç ise ve ceza kanununda daha uzun bir süre öngörülmüşse, zamanaşımı süresi ceza kanununda fiil için belirtilen zamanaşımı süresidir. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

Sigortacıya (Sigorta şirketine) karşı Zamanaşımı;

 

- Zarar görenin sigortaya başvurması durumunda; KTK sigortacıya karşı açılacak davalarda zamanaşımı konusunda özel bir açıklama yoktur. Bu durumda 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri burada da uygulanır. Cezayı gerektiren bir fiil varsa ceza kanunundaki zamanaşımı uygulanır

 

- Sigortalının sigortacıya (sigorta şirketine) başvurması durumunda; TTK. 1268. maddesine göre sigortalı ile sigortacı arasındaki sözleşmeden kaynaklanan taleplerde zamanaşımı süresi 2 yıldır. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )

 

- Sigortacının Rücu davasında; zarar görenin zarar verene karşı taleplerinde uygulanan zamanaşımı burada uygulanır. Burada zamanaşımının sigortacı açısından ne zaman başlayacağı önemlidir. Sigorta şirketinin rücu davasında zamanaşımı süresi, halefinin (zarar görenin) faili öğrenme tarihinden itibaren başlar.

 

Yetkili mahkeme (Madde 110);

 

Trafik kazalarından doğan hukuki sorumluluğa ilişkin davalarda; Sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer ile kazanın meydana geldiği yer mahkemesinde açılabilir.

Aynı dava sigorta şirketine karşı açılmamış olup, işletene karşı açılmışsa, genel hükümlere göre ya davalının ikametgâhı veya kazanın meydana geldiği yer mahkemesi yetkilidir. www.kanmazhukuk.com. (Av. Fırat Kanmaz )